1984 yılının 15 Ağustos günü Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerine eş zamanlı baskınlar düzenleyerek sesini duyuran PKK terör örgütünün eylemleri İlimiz açısından tarihi bir olay olduğu için geniş bir şekilde yer vererek geleceğe ışık tutmak istedik.
Öncesi ve sonrasıyla Eruh ve Şemdinli baskınlarını tarihe ışık tutmak açısından anımsamakta yarar vardır. Bazı olaylar tarihe damgasını vurur “unutulmazlar” arasında yerlerini alırlar, Tıpkı Eruh ve Şemdinli ilçelerinin basılmaları gibi… PKK’nın silahlı eylemlerini başlattığı 15 Ağustos 1984 tarihi de işte bu unutulmayan olaylar arasındaki yerini almıştır.
O günden, bu güne yaklaşık 50 bin insanımızın öldüğü olayların başlangıç tarihi, 15 Ağustos 1984 Çarşamba günüdür. O gece, her gece gibi durum gayet olağan görünüyor. İlçenin Kaymakamı, Savcısı, Hakimi, Orman Bölge Şefi bir lojmanda sohbet ediyorlar, ilçenin telefonları kesik. Ne Siirt’e, ne de Şırnak’a telefon açabiliyorlar. Sıkça yaşanan bir olay olduğu için bu durum, kimsenin dikkatini çekmiyor.
Kaymakam, “Akşamüzeri Artvin’e telefon edecektim. Hatlar yine kesikmiş… Zaten kesik olmadığı zaman yok ki… Yüz defa Ankara’ya yazdım amma…” diye yakınmakta…
İlçe Jandarma Komutanlığının hemen karşısındaki kahvede oyun oynayanlar, sohbet edip çaylarını içiyorlardı. Telefon hatlarının kesik olması onları hiç ilgilendirmiyor, gibiydi.
Çay ocağındaki garson bir şeyler olacağını biliyordu. Daha dün teröristlere, karakolun hangi odasında astsubay Mehmet’in oturduğunu, kovuşa nereden girildiğini elinde bir çöple toprağın üzerine çizerek anlatmıştı. Eruh’a üç kişi gelip keşif yapmıştı. Bunlar arasında PKK’nın sözde en önemli komutanı, daha sonra adına “Eğitim kampı” açılacak kadar önem verilen kişi Mahsum Korkmaz da bulunuyordu.
1984 yılı başlarında Suriye’de bombalar, silahlar patlıyor, bu ülkede bulunan PKK’nın başı Abdullah Öcalan’a “Bunlar hep senin yüzünden” deniliyordu. Suriye’ye göre eylemi yapanlar, Hafız Esat karşıtı Müslüman Kardeşler örgütü mensuplarıydı. Bu örgütün Hatay civarında kampı bulunuyor, Türkiye tarafından korunuyordu. Örgüt üyeleri Suriye’de eylem yaptıktan sonra Türkiye’ye kaçıyorlardı. Türkiye’nin, Müslüman Kardeşler Örgütüne destek vermesinin nedeni de Suriye’nin bu ülkede bulunan Terörist başı Abdullah Öcalan ve örgütün önde gelen elemanlarını barındırması, bunlara Helve kampını tahsis etmesiydi.
Yine bombaların patladığı günlerde Hafız Esat, kurmaylarıyla birlikte önemli bir karar almıştı. Türkiye’ye karşı PKK kullanılacak, onlara her türlü silah, mühimmat desteği verilecek, kimlik düzenlenecek, sınırı geçmelerine yardımcı olunacaktı. Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, gizli servis Muhaberat’ın önemli isimlerinden Mervan Zikri aracılığıyla Abdullah Öcalan’a PKK’nın faaliyetlerine göz yumulması karşısında Türkiye’de yoğun eylemler başlatılması talimatını vermişti. İşte, Türkiye’de 15 ağustos 1984 tarihinde başlayan PKK eylemleri için düğmeye böyle basılmıştı.
Siirt, Şırnak, Şanlıurfa yörelerinde güvenlik görevlileri tarafından yakalananların yanı sıra köylüler tarafından yakalanıp teslim edilen şüpheli bazı kişilerin üzerinde keşif notları çıkmıştı. Bu notlarda coğrafi etnik yapı belirtiliyor, aşiretlerin durumları değerlendiriliyor, güvenlik güçlerinin konuşlandıkları bölgeler, asker sayıları konusunda da bilgilere yer veriliyordu. O günlerde yakalanan bu kişilerin PKK’lı oldukları tahmin bile edilemedi.
Yakalanan bazı kişilerin sünnetsiz olması teröristlerin Ermeni terör örgüt ASALA adına çalıştıkları yönünde yorumlar yapılmasına neden oldu. Oysa yakalanan teröristler o günlerde halk savaşı stratejisini benimsemiş olan PKK’nın keşif çalışmalarını yürüten militanlardı.
Topu-topu 67 kişiydiler. Gruplar halinde fotoğraf çektirdiler. Her grubun ayrı bir ismi vardı.
Örneğin Eruh ilçesini basacak grubun adı “14 Temmuz Propaganda Takımı” olarak tespit edilmişti. Bu adı PKK’lı Hayri Durmuş’un ölüm orucuna başladığı tarihten almışlardı. Onun anısına bu ismin kullanılması uygun bulunmuştu.
Tüm umut bu gruptaydı. Her şeyi, örgütün en önemli komutanı Mahsum Korkmaz planlıyor, en ince ayrıntılar üzerinde duruyordu. Şemdinli ve Şirvan’a baskın gerçekleşirse iyi olacaktı. Ama tam ağırlık Eruh’a veriliyordu.
Tarih 14 Ağustos 1984. Siirt’in Şirvan ilçesine yönelik taciz atışları başladı. Bu atışlar kısa sürdü. Komutan. “Biz yanlış yaptık” dedi, Faysal kod adlı terörist. “Bize verilen talimata göre Şirvan’ı bu akşam değil, yarın akşam basmamız gerekiyordu.” Takım sorumlusu Sarı Hüseyin “Doğridir Vallah” dedi.
Emir yanlış uygulanmıştı. Bunun hesabı kendilerinden sorulacaktı.
Geri çekildiler gruplar arasında telsizle haberleşme yoktu. Bu silah sesleri kopacak fırtınanın habercisiydi. Ancak, dönemin hiçbir yetkilisi Şirvan’a yönelik saldırıyı dikkate almadı. Birkaç sarhoşun işidir diyenlerin yanı sıra eşkıyalar arasında yapılan çatışma diyenler de oldu.
15 Ağustos’ta öğle saatlerine doğru Şirvan’a yapılan saldırıyı unutmuşlardı bile. Dönemin İlçe Jandarma Komutanı silah seslerinin yükseldiği bölgeye sabah erken saatlerde bir devriye çıkartmış, orada ölen ya da yaralanan olup olmadığını öğrenmeğe çalışmıştı. İlçe Jandarma Komutanının durumu öğrenmek amacıyla bölgeye devriye çıkartması işe yaramıştı. Bu olay Şirvan grubunun eylemden vazgeçmesine etkili olmuştu.
Bölgeye devriye çıkartıldığı bilgisini “İlçede durum hareketli” diye gruba ulaştırdılar. Şirvan ilçesi “Faysal” kod adlı teröristin baskın tarihini yanlış anlamasıyla basılmaktan kurtulmuştu. Ertesi gün bölgeye devriye çıkartılması ise ilçede güvenlik önlemlerinin arttırıldığı biçiminde yorumlandı. Bu durum da, teröristlerin eylemden vazgeçmesine neden olmuştu.
(DEVAM EDECEK)
TAŞLAMA
ABD, TÜRKİYE’Yİ
SAVAŞA SOKMAK İSTER
PKK VE YPG
EMRİNDEKİ ÖRGÜTLER
ABD’NİN İPİYLE
İNİLİR Mİ KUYUYA
YARIDA DİBİ BOYLAR
HER KİM İNECEK OLSA
ABD’NİN FİTNESİ
İNANIN Kİ BU FİTNE
SÖYLE ORTADOĞU’DA
EY ABD İUŞİN NE
SÖMÜRMEKTİR GAYESİ
BÜTÜN ORTADOĞU’YU
SÖMÜRMEKTİR ELBETTE
EMPERYALİSTİN HUYU
ABD’YE EL VEREN
KOLUNU DA KAPTIRIR
YALAN VAATLER İLE
YOLLARINDAN SAPTIRIR
KARDEŞİ KARDEŞİNE
DÜŞMAN EDER İNANIN
ABD’YE KANANLAR
BU UYKUDAN UYANIN