Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten İmralı, Demirtaş ve İmamoğlu Açıklamaları
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara'da basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, İmralı'nın statüsü tartışmaları, Selahattin Demirtaş'ın durumu, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılandığı dava, yargı süreçleri ve yeni yasal düzenlemelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara'da basın kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen iftar programında bir araya gelerek gündemde yer alan konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İmralı'nın statüsü tartışması
Gündemde yer alan 'İmralı'nın statüsü' tartışmasına değinen Gürlek, bu sürecin Adalet Bakanlığı tarafından yürütülmediğini ifade etti. Konuya ilişkin gelişmeleri kendisinin de basından takip ettiğini belirten Gürlek, bu konuda yapılabilecek düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisinde olduğunu söyledi. Gürlek, Meclis'in nasıl bir düzenleme yapacağına dair bir bilgiye sahip olmadığını dile getirdi.
Akademisyen ve gazetecilerin İmralı'ya gitmesi
Akademisyenler ve gazetecilerin İmralı'ya gitmesine yönelik talepler hakkında da konuşan Gürlek, şu an için böyle bir planlarının bulunmadığını belirtti. İmralı'ya gidecek heyetlerin belli olduğunu ve yalnızca bu heyetlere izin verildiğini ifade eden Gürlek, sürecin ilerleyen aşamalarında izlenecek yolun Meclis'in belirleyeceği çerçeveye göre şekilleneceğini söyledi.
'Umut hakkı' düzenlemesi
Bakan Gürlek'e 'umut hakkı' olarak bilinen düzenleme hakkında da soru yöneltildi. Gürlek, mevcut uygulamaya göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin cezalarının bu şekilde infaz edildiğini belirtti. Terör suçları dışında bazı cezaların infaz sürelerinin farklı olabildiğini, bazı durumlarda 30 ya da 36 yıl gibi sürelerin söz konusu olabildiğini ifade etti. Gürlek, infaz sisteminde bir değişiklik yapılmasının ise Meclis'in takdirinde olduğunu söyledi.
Sürece ilişkin yasal düzenlemeler
Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen sürecin Meclis tarafından ele alındığını ifade eden Gürlek, yapılması planlanan yasal düzenlemelerin önce Adalet Komisyonu'nda görüşüleceğini, ardından TBMM Genel Kurulu'na taşınacağını aktardı. Bu sürecin tamamen Meclis'in yetkisinde olduğunu vurgulayan Gürlek, düzenlemelerin kapsamı ve yöntemi konusunda yürütmenin değil yasama organının karar vereceğini söyledi.
Selahattin Demirtaş'ın durumu
Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın durumuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Gürlek, Demirtaş ile ilgili sürecin ayrı bir yargı süreci olarak devam ettiğini belirtti.
'Kürt meselesinin çözümü için anayasa değişikliği gerekir mi?' sorusuna da yanıt veren Gürlek, bazı ihtiyaçların temel kanunlarda yapılacak değişikliklerle karşılanabileceğini söyledi. Bununla birlikte Türkiye'nin genel olarak yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu ifade eden Gürlek, 1982 Anayasası'nın darbe sonrası hazırlandığını ve yıllar içinde birçok değişikliğe uğradığını belirtti. Gürlek, bu nedenle anayasanın yeniden ele alınmasının gerektiğini dile getirdi. Ancak 'terörsüz Türkiye' süreci açısından Ceza Kanunu ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun gibi düzenlemelerde yapılacak değişikliklerin yeterli olabileceğini söyledi.
Tutuklama kararları
Tutuklama kararlarının hukuk sisteminde istisnai bir tedbir olduğunu vurgulayan Gürlek, bu konuda hakimin takdir yetkisinin bulunduğunu belirtti. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve katalog suç kapsamına girmesi gerektiğini ifade eden Gürlek, bazı olaylarda tutuklama kararlarının eleştirildiğini, bazı durumlarda ise tutuklama yapılmamasının kamuoyunda tepki oluşturduğunu dile getirdi.
Toplumda infial oluşturan bazı olaylarda hakimlerin tutuklama tedbirine başvurabildiğini belirten Gürlek, örnek olarak trafikte bir kişinin eşinin ve çocuğunun yanında saldırıya uğraması gibi olayları gösterdi. Tutuklamanın ölçülü bir tedbir olduğunu söyleyen Gürlek, bu kararların olayın özelliklerine göre verildiğini kaydetti.
Toplumda tutuklama yapılmadığında sanki kişi beraat etmiş gibi bir algı oluştuğunu ifade eden Gürlek, bunun doğru olmadığını söyledi. Savcılığın tutuklama talep edebileceğini ancak sulh ceza hakimliğinin bu talebi reddedebileceğini belirten Gürlek, bu durumda savcılığın itiraz hakkının bulunduğunu hatırlattı. Hukuk sisteminin birbirini denetleyen bir yapıdan oluştuğunu vurguladı.
Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu
Gürlek'e, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen ve Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu bulunduğu yolsuzluk soruşturması hakkında da soru yöneltildi. Gürlek, cumhuriyet savcılarının kişilerle değil, suç olup olmadığıyla ilgilendiğini belirtti.
Bir kişinin belediye başkanı, sanatçı ya da farklı bir meslekten olmasının savcı açısından önemli olmadığını ifade eden Gürlek, o dönemde cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını ve yaptığı görevden dolayı vicdanen rahat olduğunu söyledi.
Yargılama sürecinin başladığını belirten Gürlek, hukuk sisteminde verilen kararların denetlenebilir olduğunu ifade etti. Bir savcının verdiği kararın üst mahkemeler tarafından kaldırılabileceğini, mahkeme kararlarının ise Yargıtay tarafından bozulabileceğini dile getirdi.
Soruşturma kapsamında MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık ifadeleri, para hareketleri ve HTS baz istasyonu kayıtları gibi delillerin bulunduğunu belirten Gürlek, iddianamenin bu veriler doğrultusunda hazırlandığını söyledi. Dosyada kişilerin isimlerinden bağımsız şekilde delillere bakıldığını ifade etti.
Suça sürüklenen çocuklar
Suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılması planlanan düzenlemeler hakkında da konuşan Gürlek, çocukların işlediği suçlardan dolayı ailelerin doğrudan sorumlu tutulamayacağını söyledi. Bu konuda şu an için hazırlanmış bir düzenleme bulunmadığını belirten Gürlek, ailelerin çocuklarını daha yakından takip etmeleri gerektiğini ifade etti.
Cezaevindeki çocukların topluma kazandırılması konusunda bazı çalışmalar düşündüklerini dile getiren Gürlek, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele kapsamında da yeni bir uygulama planladıklarını söyledi. Buna göre tahliye edilmesine yaklaşık 6 ay kalan hükümlüler için cezaevindeyken AMATEM sürecinin başlatılması planlanıyor.
Uzun dava süreçleri
Yargı süreçlerinin hızlandırılması amacıyla 12. Yargı Paketi kapsamında bazı düzenlemelerin yapılacağını belirten Gürlek, özellikle istinaf mahkemelerine hedef süre getirilmesinin planlandığını ifade etti. Hedef sürenin hem ilk derece mahkemelerinde hem de istinaf aşamasında uygulanacağını söyledi.
Gürlek ayrıca hazırlanan pakette nafaka düzenlemesine ilişkin bir maddenin yer almadığını da sözlerine ekledi.