6 Şubat'tan Siirt'e: Depremin Öğrettikleri
Doğa olayları, tedbir alınmadığında felakete dönüşür.
6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. O günden bugüne yapılanlar ve yapılamayanlar üzerinden siyaset hl konuşuyor, iktidar ve muhalefet arasında söz düelloları sürüyor. Ancak biz meseleyi siyasi bir taraftan değil, insani bir taraftan ele almak istiyoruz.
Depremden sonra yapılanları inkr etmek mümkün değil. Birçok şey yapıldı. Ama aynı zamanda yapılması gerekenlerin de hl konuşuluyor olması, aslında dersin tam olarak alınmadığını gösteriyor.
Hiç hastanede doğum anını beklediniz mi?
Bir koridorda yeni doğmuş bir bebeğin sevinci, birkaç kat aşağıda morg önünde bekleyen yakınların hüznü…
İşte Maraş depremi bana tam olarak bunu hatırlatıyor.
O gün, enkazdan sağ çıkanlar için adeta ikinci bir doğum günüydü.
Ama enkazdan çıkarılamayanlar için de bir yas günüydü.
Sevinç ve acının aynı anda yaşandığı, tarif edilmesi zor bir duygu…
Aslında mesele çok açık:
Bu coğrafyada deprem kaderdir; felaket ise ihmalin sonucudur.
Sorun yalnızca binaların yıkılması değil;
Tedbir alınmaması,
Yasaların çıkarılmaması ya da uygulanmaması,
Denetimlerin yapılmaması,
Sorunlu alanların imara açılmasıdır.
'Deprem öldürmez, bina öldürür' sözü artık bir slogan değil, acı bir gerçektir.
Peki biz kendi memleketimize bakalım: Siirt.
Biz de deprem kuşağındayız.
Yerel yöneticiler imara açılan alanları buna göre değerlendiriyor mu?
İnşaatlar gerçekten denetleniyor mu?
Belki de en ironik tarafı şu:
Türkiye'nin en pahalı betonlarından biri Siirt'te kullanılıyor deniyor.
Ama mesele yalnızca betonun pahalı olması değil, doğru yerde ve doğru şekilde kullanılmasıdır.
Çünkü dayanıklılık sadece malzemenin kalitesinde değil, niyetin ve denetimin ciddiyetindedir.
6 Şubat'ın bize bıraktığı en büyük miras acı değil, ders olmalıydı.
Eğer hl aynı soruları soruyorsak, o dersi henüz tamamlamamışız demektir.
Enfluencer oynayan görüntülerden ziyade önlem ne ve deprem zamanında ne kadar hazırız bunların konuşulmasına vesile olan bir gün olarak 6 şubatı hatırlamalıyız.
Unutursak tekrar yaşarız.
Hatırlarsak belki önleriz.