Şehrimizde pandemi’nin fena şekilde vurduğu çay/kahve salonlarının sahiplerinin tezgâh açarak meyve/sebze ve hatta kıyafet satmaya başlamaları ister/istemez insanları eski Türkiye'ye ait bir söylem olan acı reçeteyle karşı/karşıya bırakıyor.
Öyle demişlerdi; Artık bunlar Eski Türkiye'de kaldı. Yeni Türkiye bambaşka bir dünyaydı.. Halkın refah içinde yaşadığı bir dünya!..
Halkı refah içinde yaşayan ülkelerin acı reçete lafını ettiğini ben hiç duymadım..
Acı reçete gelir mi? Geldi bile… Türkiye'de bir iş yapılacaksa ilk olarak söylentisini salarlar toplumun içerisine.. Öyle bomba gibi bırakmazlar bir anda halkın kucağına.
Kaldı ki bu bir söylenti de değil.. Devletin en üst kademesinden yapılan resmi bir açıklama.. Gerekirse acı reçeteyi uygulamaktan kaçınmayacaklarmış!.
Canınız sağ olsun! haberini aldıktan sonra kendisini de kucaklamış gözüküyor muhterem halkımız... Bunca emeğin sonunda, bu kadar umudun ardından bu noktaya gelmek üzer milletimizi ama vatan sağ olsun der sineye çeker.. Başka da bir seçenek bırakmadınız zaten!
Peki, ne oldu da acı reçete bir anda gündeme geldi? Ekonomisi bu kadar güçlü olan bir ülkede böylesine ağır ekonomik tedbirlere neden ihtiyaç duyulur ki?
Göreve geldikleri 2002 yılından bu yana geçen süreçte ülkemiz acı reçeteye muhtaç duruma mı getirildi?
Dediler ki; eski Türkiye'de güçlü ve istikrarlı hükümetler yoktu, bu ülke koalisyon hükümetlerinden çok çekti.. Güçlü ve istikrarlı bir hükümet istediniz verdik..
Eski Türkiye'nin birikimlerini tükete/tükete ilerlediğiniz süreç içerisinde
bu eğitim sistemiyle bu işler olmaz dediniz, bu sağlık sistemiyle bu ekonomi düzelmez dediniz, bu ihale yasalarıyla Türkiye kalkınamaz dediniz, bu hukuk sistemiyle bu ülkede adalet gerçekleşmez dediniz, bu ekonomik modelle bu ülke prangalarından kurtulmaz dediniz. Bu vesayet altında bu ülke demokratikleşemez dediniz ve bunlarla ilgili birçok reformlar yaptınız.
Bu parlamenter sistemle bu ülke verimli yönetilemiyor dediniz. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi istediniz ve bu halk bunların tamamını verdi.
Reform diye yaptıklarınıza destek verdi.. Bu süreçte her genel seçimde ve her yerel seçimde oy verdi.. Anayasa değişikliği tekliflerine “yetmez ama evet” oyu verdi.. Her dönem destek verdi.. Ne istendi de bu millet vermedi? Bugün gele/gele acı reçeteye gelmek de ne demek!
Yeni Türkiye'ye hiç yakışıyor mu?
Bütün konuşmalarında rakamlarla/grafiklerle/tablolarla ekonominin çok iyi olduğunu anlatarak ekonomi şaha kalktı diyorlar.. Bütün krizleri ya teğet geçerek ya da en az hasarla atlatıyorken nereden çıktı bu acı reçete?
Bu ülke eski Türkiye'de çok acı reçeteler gördü.. Dayanıklıdır/tecrübelidir.. Göğüsler bu acı reçeteyi de ancak yaşadıklarını da asla unutmaz. Bugün orta yaşın üstünde olan birçok hemşerimiz, tüm acı reçeteleri ve sonuçlarını bir/bir hatırladıklarını, sadece acı reçetelere bakarak tarihe gömdükleri isimleri hatırlamadıklarını belirtiyorlarsa varın gerisini siz düşünün..
Hadi bunu eskilerin sürç-ü lisan dedikleri bir dil dolaşması olarak kabul edelim.. Çünkü yeni Türkiye'nin böyle bir reçeteye ihtiyacı yok.. Hamdolsun yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda.. Böyle bir ülkenin acı reçeteyle ne işi olabilir?
İnsanların yüzünden mutluluk fışkırıyor!. Bu milletin eski Türkiye özlemlerini depreştirmeyin.. Çünkü bu millet acısını bal etmeyi iyi bilir!
Eryaman Escort
Keçiören Escort
Escort Çankaya
Ankara Escort