Yusuf Salih Arıtürk

EŞKIYALIK ÜZERİNE!..

Yusuf Salih Arıtürk

Eşkıyalığın çok eski bir geçmişi vardır.. Devlet otoritesinin zaafa uğradığı dönemlerde eşkıyalar yol keser, insanları soyar, haraç alır, köyleri basarlardı.. Eşkıyalığın bir diğer adı da çeteciliktir.. Sözlü ve yazılı edebiyatımız, eşkıya hikâyeleriyle doludur.. İnce Memed ve Hekimoğlu gibi kimileri için romanlar yazılmış ve türküler bestelenmiştir.. Eşkıya, tek başına hareket etmez.. Yanında silahlı adamları vardır.. İstediğini alması için adamlarından biriyle selam göndermesi dahi yeterlidir!.

Kendilerini güvene almak isteyenler eşkıya ile iyi geçinmeye bakarlar.. Hatta dokunulmazlık kazanmak için eşkıya besleyenler bile vardır.. Eşkıya kanun dışıdır.. Onun kendi koyduğu kurallar vardır.. Başlıca kuralı zor kullanmak, korku yaratmak, yaralamak ve öldürmektir.. Eşkıya ile başa çıkamayan devlet sık/sık af çıkararak onu “düze indirmenin” yolunu arardı.. Osmanlı, başa çıkamadığı eşkıyaya valilik bile verirdi!.. Osmanlı döneminde eşkıya korkusu nedeniyle köyler boşalmıştır.. Devletin hizmete aldığı eşkıyalar arasında Çerkez Ethem, Topal Osman, Demirci Mehmet Efe gibi kişiler vardır.. Yararlı işler de görmüşlerdir ama eski huylarından da vazgeçmemişlerdir ve bu nedenle sonları da hiç iyi olmamış, su testileri su yolunda kırılmıştır.. “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” sözüyle bu gibi kişiler kast ediliyorsa da eşkıya çeşitli mekanizmalar kullanarak hükümran olabilir ve uzun süre bu şekilde kalabilir..

Türkiye gibi ülkelerde ülkeyi yönetmek için iki tür kural uygulanır.. Birisi anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik, genelge gibi araçlardır.. Diğeri dışarıya bağımlılığın sürmesi için emperyalist merkezlerde kararlaştırılmış, devlete bağlı olanlardır ve bunların giderleri muhtemelen örtülü ödenekten karşılanır.. Son günlerde yeniden halkın gündemine oturan, sosyal medya platformlarının en heyecanlı konusu haline gelen eşkıyalık türü, birileriyle iş tutmuş eşkıyalıktır.. Eski hikâyelerin yeni versiyonudur.. Birilerinin kullandığı eşkıyalardan birinin kullanılma miadı dolmuştur ve içeri atılacaktır.. Anlaşılan içeri atılmak istenen eşkıya buna fena halde içerleyerek eski dostlarının yaptıklarını kıyısından/bucağından ortaya sermektedir ve olumlu karşılık bulamazsa gemileri de tamamen yakmak üzeredir.. Bazı safdiller “savcılar nerede, savcılar neden harekete geçmiyor?” diye söylenmektedir.. Sanki “savcılık” diye birilerinden ayrı ve kudret sahibi bir kurum varmış gibi!. Yargı, birçok sistemde hükümetlerin dolaylı olarak emrindedirler.. Türkiye’de ise başkanlık sisteminin yürürlüğe girmesinden bu yana doğrudan bir kişinin işaretine göre hareket etmektedir.. Bu nedenle eşkıyadan ve onu kullanan, onunla işbirliği yapanlardan hesap sormak için siyaseten güçlü olmak gerekir.

Dikkat çekici olan ise eşkıyanın da bir siyasi söylemi vardır.. Günümüzde eşkıya basit bir yol kesici değildir.. Türklük, Türk milliyetçiliği, Turan gibi davaların peşinde olduğunu ilan etmektedir.. Bu ve benzer kavramlara sarılmasının nedeni, ancak bunlarla devletin derinlerinde kendisini korumaya aldırmaktır ve bu nedenle zamanında barışçıların oluk/oluk kanlarını akıtacağını ve bu kanda banyo yapacağını ilan etmiştir.. Kan akıtma, kandan beslenme hevesi yalnız onlarla sınırlı değildir.. Türkiye (şimdilik) eşkıya için verimli bir ülkedir.. Eşkıyanın ve onun koruyucularının geleceği ise halkın örgütlenmiş gücüne bağlıdır.

Yazarın Diğer Yazıları