Yaşadığımız dünya, sadece insanlara ait değildir. Sayılarını bilemeyeceğimiz kadar hayvanlar, balıklar, böcekler, bitkiler, çiçekler ve daha nice canlı varlıklara ev sahipliği yapmaktadır. Bu bir gerçektir ki, doğadaki bütün varlıklar, gerçekte insanlar için yaratılmıştır. Özellikle hayvanlar, insanlardan sonra doğanın en önemli ikinci varlığını teşkil ederler. Zaman içinde evcilleştirdiğimiz ve hatta evimizin içine aldıklarımız vardır. Kedi, köpek, at, eşek, deve gibi hayvanlar yanında muhabbet kuşları, güvercin, kaz, tavuk, ördek ve benzeri nice canlılar.
Özellikle evcil hayvanların korunmaları ile ilgili günler ihdas edilmiştir. Bunlardan biri de 20 Şubat günleri kutlanan “Evcil Hayvan Sevgi Günü”dür. Bu özel günün nereden, ne zaman çıktığı; kimin ya da hangi organizasyonun çıkardığı bilinmiyor.
Ancak tüm dünyada kutlanan 20 Şubat Evcil Hayan Sevgi Günü’nde dostlarımızın dününe ve bugüne bakalım.
Evcil hayvanlar, insanlık tarihi kadar eskiye dayanır. Geçmişten günümüze kadar bize yoldaşlık etmişlerdir. İlk evcilleştirilen hayvan ise köpektir. M.Ö. 12000-10000 tarihlerinde evcilleştirilmiş olduğu düşünülmektedir.
Kediler evcilleştiren ilk halk Eski Mısır’dır. Önceleri köpekler gibi kedileri de kutsal hayvanlar olarak benimseyip tapınan bu insanlar, kediyi büyük olasılıkla MÖ 2500 ile 1500 yılları arasında evcilleştirdiler.
Günümüze kadar hayatımızı kolaylaştıran evcil hayvanlar sadece bize yoldaşlık ve korumacılık etmekle kalmamış aynı zamanda bizlere çok iyi dost olmuşlardır. Sevginin her zerresini hak ederek bizlere de sevgiyi aşılamışlardır. Ruhumuzun sıcacık bir sevgiyle sarılıp sarmalanmasına ihtiyacımız olduğu bu günler evlatlarımız iyi ki varlar.
Evcil hayvanlar, bir hevesle çocuklarının isteği doğrultusunda alınıp, birkaç ay sonrasında belki de birkaç gün sonrasında sokağa atılacak canlılar değildir. Onlara herhangi bir obje muamelesi yapamayız ve yapmamalıyız da. Daha sonrasında o hayvanın yaşadığı travmayı, duygusal çöküntüyü göz ardı edemeyiz.
Doğum günlerinde, özel günler ya da sıradan bir günde hediye olarak alınan, satın alınarak daha çok satılmasına teşvik ettirmek son derece yanlıştır.
Eğer bir hayvan evlat edinemiyorsanız; barınaklara gidip onlara mama desteğinde bulunabilirsiniz. Tedavi ücretlerine katkı sağlayabilirsiniz. Hatta sadece sevgi göstererek onların dünyalar kadar büyük bir mutluluğuna şahitlik edebilirsiniz.
Bugün Avrupa’da 88 milyon hanede bir kedi ya da köpek yaşıyor. Avrupa ülkelerindeki evlerde 110 milyon kedi var. İkinci sırayı köpekler, üçüncü sırayı kuşlar alıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 5. Türkiye’de evcil hayvanlarla yaşayanların ilk tercihi yüzde 33 ile kuş. İkinci sırada yüzde 32 ile kediler geliyor, yüzde 27’si köpek, yüzde 21’i balık besliyor.
Bizler yoldaşlarımız için, evlatlarımızın için ve en yakın dostlarımız için hayvan hakları mücadelemize devam etmeliyiz. Hayvan ticaretine dur diyerek gerek çevremizi gerek kendimizi bu konuda bilinçlendirmeliyiz.
En stresli anımızda, en kötü günümüzde, uzun seyahatlerimiz sonrasında, hastalıkta bizi sevgisiyle iyileştiren hayat arkadaşlarımız için ‘Evcil Hayvan Sevgi Günü’nde’ barınakları ziyaret ederek, evcil hayvanlar için farkındalık yaratarak hatırlamalıyız. Bizler de onları sevgimizle iyileştirmeliyiz. Hayatlarına dahil olmalı beraber yeni hikayeler yazmalıyız.
Bu arada anımsatalım, 4 Nisan Günleri de Birleşmiş Milletler teşkilatı tarafından (Dünya Sokak Hayvanları Günü) olarak ilân edilmiştir. 18 Şubat (Dünya Kediler Günü)dür. Müslümanlar olarak, sokak hayvanlarını koruyup kollamak işini biz asırlar öncesinden sahiplenmişiz.
Bizzat Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun)
tarafından
(EBU HUREYRE)
unvanı verilmiş olan sahabeyi kiramın adını duymuşsunuzdur. Bu unvanın anlamı
(KEDİCİK BABASI)
demektir. Hz. Ebu Hureyre’nin Müslüman olmadan önceki adı Abdüşems olarak biliniyordu. İslamiyet'i tercih ettikten sonra adı Abdurrahman oldu. Mescid-i Nebevi'de kalan bir zat idi. Ashab-ı Suffe'ye mensup olan Hz. Ebu Hureyre, sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed tarafından sokak kedilerini kollayıp gözetmesi ve onlara gösterdiği şefkat dolayısıyla
"KEDİCİK BABASI"
olarak tesmiye edilmiştir. Müslümanlar olarak, hayvanları koruyup kollamak gibi bir görevimiz olduğunu asla unutmayalım.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: "
Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim, Rahmân'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır" buyurmuşlardır.
Yine
Peygamber Efendimiz (YERYÜZÜNDEKİLERE KARŞI MERHAMETLİ
OLUN)
buyururken elbette bunların içinde hayvanlar, ağaçlar, benzeri canlı ve yarı canlı varlıklar da vardır. Toplum olarak üzerimize düşen, sokak hayvanlarının korunması açısından işyerlerimizin, evlerimizin köşelerinde özellikle bu kış mevsiminde hayvanların barınmaları için yuvacıklar kurmak, su ve gıda ihtiyaçlarını sağlamaları amacıyla kurgulanmış kapları da önlerine koyarak bu
DİLSİZ VARLIKLARI SAHİPLENMEKTİR.
İslâm dini, sadece insanlara değil, diğer canlılara karşı da merhametli olunmasını istemekte, onların aç ve susuz bırakılmasını yasaklamaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de mealen: “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lûtuf olmak üzere) size âmâde kılmıştır. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır”
buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz yine bir hadis-i şeriflerinde: “Merhamet edenlere, Cenâb-ı Hakk merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki, göktekiler de size merhamet etsin!” buyurmuşlardır.
Bir başka hadis-i şerifte: “Bir kadın, eve hapsettiği kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı” buyurulmuştur.
Ebû Hüreyre’den rivâyet edilen bir başka hadis-i şerifte ise Peygamb.er Efendimiz:
“Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu buldu ve içine indi; su alıp dışarı çıktı. Bir de ne görsün bir köpek, dili bir karış dışarıda soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu. Adam kendi kendine:
“-Bu köpek de tıpkı benim gibi çok susamış!” deyip hemen kuyuya indi, mestini su ile doldurdu ve mesti ağzına alarak yukarıya çıktı ve köpeği suladı. Onun bu hareketinden Allah Teâlâ hoşnut oldu ve adamı bağışladı.”
Sahâbîler:
“-Ey Allah’ın Resûlü! Bizim için hayvanlardan dolayı da sevap var mı?” dediler. Resûl-i Ekrem (sav):
“-Her canlı sebebiyle sevap vardır.” buyurdu.
Allah Teâlâ kendisi merhamet sahibi olduğu gibi, insanlara ve diğer canlılara da acıma ve şefkat duygusu ihsân etmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur:
“Allah Teâlâ rahmetini yüz parçaya ayırmış, doksan dokuzunu kendi katında bırakmış ve bir cüzünü yeryüzüne indirmiştir. Halk bu parçadan (aldığı hisseden) dolayı birbirine acırlar. Hatta kısrak, yavrusuna dokunur (da bir yerini acıtır) diye, (onu emzirirken) ayağını kaldırır.”
Dünya Sokak Hayvanları Gününden bahsederken, istedik ki yüce dinimizin, sokak hayvanlarına bakışını irdeleyelim, buna göre tavır alalım. Sokak hayvanlarına karşı merhametli olmanın gerekliliğini, kendi dinimizin koyduğu kurallardan anlayalım.
ANEKDOT
Evine veteriner hekim çağıran sosyetik hanım hasta olduğundan şüphelendiği kedisini muayene ettirir. Veteriner, sosyetik hanıma:
-Kedinizin bir şeyi yok. Sadece HAMİLE! deyince
Kadın:
-Nasıl olur, hiç dışarıya bırakmadık ki! der.
Onlar böyle konuşurlarken, bir ANTAR (Erkek Kedi) ortaya çıkar. Veteriner:
-İşte, erkek kedi! diyecek olur.
Sosyetik Hanım cevap verir:
-Ama onlar kardeş!