Türkiye Tarihi siyasi cinayetlerle ve suikastlarla doludur. Siyasi cinayetlerden ve suikastlardan çok sayıda gazeteci de nasibini almıştır. Bunlardan biri de 1 Şubat 1979 tarihinde şehit edilen ABDİ İPEKÇİ'dir.
12 Eylül öncesinin terör döneminde, birlik, beraberlik ve barış düşüncesini savunan yazılarıyla ön plana çıkan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi, 1 şubat 1979 akşamı gazeteden Nişantaşı'ndaki evine giderken otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Abdi İpekçi'nin arabasına ön taraftan yaklaşan saldırgan önce otomobilinin camında delik açtı, ardından otomatik silahla açılan delikten İpekçi'ye beş el ateş etti. İlk iki kurşun İpekçi'nin sağ koluna isabet etti. İpekçi sol eliyle silahın namlusuna hamle yapmak istedi ancak başaramadan saldırgan üçüncü kez ateş etti.
Suikastın sanığı Mehmet Ali Ağca, 11 Temmuz 1979' da yakalandı. Ağca, 11 ekim 1979'da yargılanmaya başladı. Ancak Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçırılan Ağca, 28 Nisan 1980'de gıyabında idama mahkum edildi.
Daha sonra 13 mayıs 1981'de Vatikan Meydanı'nda Papa İkinci John Paul'e suikast girişimde bulunan Ağca, İtalyan mahkemesince ömür boyu hapse mahkum edildi.
Ağca'nın suç ortakları olarak Oral Çelik, Abdullah Çatlı, Mehmet Şener, Yavuz Çaylan, Yalçın Özbey'in de aralarında bulunduğu birçok kişinin adı ortaya atıldı. Oral Çelik, Fransa'da yargılandığı mahkemede suçunu kabul etmesine rağmen, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada beraat etti.
Yıllar sonra ortaya çıkan tanık Abdullah Yavuz, Çelik'i mahkemede teşhis edemedi. Abdullah Çatlı, Susurluk kazasında öldü. Cinayette adı geçen diğer kişilerin izine bile rastlanmadı.
İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada ise trajikomik sahneler yaşandı. Mahkeme, MİT müsteşarlığı'ndan İpekçi cinayetine karışan Yalçın Özbey'in Almanya'da iki MİT görevlisince alınan ve yazılı tutanağı bulunmayan ifadesinin ses kayıtlarını istedi.
Müsteşarlık uzun süre mahkemeye yanıt vermedi. ardından ise kasetlerin imha edildiğini bildirdi. böylece dava zamanaşımıyla karşı karşıya kaldı. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, en sonunda MİT görevlilerinin ifade vereceğini açıkladı. Ancak dinlenen görevliler, Yalçın Özbey'in davayla ilgili arandığını bilemediklerini ve görüşmeyi anımsayamadıklarını öne sürdü.
İpekçi davasında en son gelişme, "yeni delil" diye sunulan ve gıyabi tutuklu olarak aranan Özbey'e ait ifade metninin üst yazısız, imzasız, nereden ve kimden geldiği belli olmayacak şekilde mahkemeye gönderilmesi oldu. İstanbul 3. Sulh ceza mahkemesi ise, İpekçi'nin öldürülmesine azmettirdiği ve olaya iştirak ettiği gerekçesiyle aranan Mehmet Şener'in gıyabi tutukluluğunu, yasal zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kaldırdı.
Şubat 2000'de Ünye kapalı cezaevi'nde gasp suçundan hükümlü Yusuf Çelikkaya'nın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdiği mektupta, Abdi İpekçi cinayetiyle bağlantısı olduğunu iddia etmesi, zamanaşımına uğrayan davada yeni bir umut oldu.
Çelikkaya, işadamı Kemal Derinkök'ün, cinayeti planlayan ülkücü gruba yardım etmek için Milliyet Gazetesi'ni satın alarak İpekçi'nin önemli açıklamalarına engel olmak istediğini öne sürdü.
Kemal Derinkök, İpekçi'nin eşi Sibel İpekçi'ye "o dönemde gazetenin alınması girişimleri olmuştu, Yusuf Çelikkaya olayların içinde olmasaydı, bu durumu bilmezdi" açıklamasını yaptığı gerekçe-siyle 5 milyar lira tazminat davası açtı.
İhbar üzerine soruşturma başlatılırken, İpekçi Ailesi Avukatı Turgut Kazan, davanın zaman aşımına uğramasından sonra birçok delilin ortaya çıktığını savundu. Hukukçular ise davanın zamanaşımına uğramasına karşın, ek süreyle uzatılabileceği görüşünü belirtti.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu ise, Abdi İpekçi davasında yargının sağlıklı işlemesini engellediği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı görevlileri hakkında İstanbul Cum-huriyet Başsavcılığı'a suç duyurusunda bulundu.
Evet, 1 Şubat 1979 günü Şehit edilen Gazeteci Ab-di İpekçi olayınının gelişmeleri böyle.
Ne diyelim.
(Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.)