Cüneyt Arıtürk

YÜZYILLIK HESAPLAŞMA!

Cüneyt Arıtürk

Samsun’da ATATÜRK ANITINA yapılan çirkin saldırıdan sonra, (Türkiye, Afganlaşır mı!) istifhamı zihinlere takılmaktadır. Bu arada, bir Belediye Başkanının 2023’te YÜZYILLIK HESAPLAŞMAYA vurgu yapması oldukça düşündürücüdür. Taliban’ın, Afganistan’ı ele geçirmesinden ve sözde şeri yasaları uygulamaya başlamasından sonra, Türkiye’de de garip bir şeyler olmakta. zihinlere takılan istifhm şu:

-TÜRKİYE, AFGANLAŞIR MI!!!

Taliban konusunda müspet kanaatlerini ifade eden sözde bilim adamları ile Devlet adamlarını görünce, bizim de içimize

TÜRKİYE’NİN, AFGANLAŞMASI KORKUSU düşmüyor değil!

Allah korusun, Türkiye’de, Taliban rejimi gibi bir rejim kurulacak olursa, bu ülkede yaşayan bayanların yüzde doksanının kafalarının kesilmesi hükmünün verilebileceğini belirtmekte yarar vardır. Bu bakımdan, tehlikenin büyüklüğü konusunda öncelikle kadınların dikkatlerini çekelim, istedik.

Taliban rejiminde öncelikli olarak kadınlara yaşam hakkının çok sınırlı olduğu gerçeği Afganistan’da tatbik edilen sözde şeri hükümlerin uygulanmasıyla ortaya çıkmış bulunmaktadır. İnanır mısınız, Türkiye’de Taliban zihniyeti hâkim olursa, TBMM çatısı altında görev yapan TÜRBANLI MİLLETVEKİLLERİ dahil bütün kadın milletvekillerinin ipleri çekilecektir. Taliban’ın anlayışına göre

(SAÇI UZUN, AKLI KISA)

olarak tanımladıkları kadınların, Millet meclisi kürsüsünden konuşmaları asla caiz değildir. Bu açıdan, öncelikle bu ülke nüfusunun yüzde 50’sini oluşturan kadınların-kızların dikkatlerini çekmekte yarar görüyoruz. Kendinize geliniz ve ATATÜRK’ÜN kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin size sağladığı hakları kendi ellerinizle ve oylarınızla heba etmeyiniz, kendi kendinize yazık etmeyiniz, diyoruz…

Şunu da belirtmekte yarar var. İslam Dini ve Şeriat aynı kapıya mı çıkar, bunun iyi irdelenmesi lâzımdır. İslam dininin temel emirleri Kur’an-ı Kerim’de yazılıdır. Kur’an-ı Kerim’in dışında, kaynak olarak gösterilen hadisler vardır.

Hadis, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed (O’na, al ve ashabına salat ve

selam olsun)

tarafından ifade edilen sözler veya tatbik ettiği icraatlardır. Ancak, kasıtlı olarak ve İslam Dinini çürütmek için uydurulmuş hadisler olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Örnek olması açısından belirtelim. Sırf Müslümanlar arasına fitne ve fesat sokmak için sözde İslam dinine giren Yahudi Hahamlar, Hıristiyan rahipler olmuş ve bunlar birbirlerine çelişkili sözde hadisler rivayet etmişlerdir. Sözde ihtida etmiş bir Yahudi Haham, öleceği zaman, sırdaşlarına (İslam dinini bozmak için 30 binin üzerinde hadis uydurdum) dediği belirtilmektedir.

Şeri hükümleri, Kur’an-ı Kerim ve Hâdis-i şeriflerin ışığında din adamları belirlemişlerdir. Yani, kendilerine göre yorumlarda bulunmuşlardır. Yorumların, hatalardan münezzeh olacağı düşünülemez. Nitekim birçok konularda güvenilir İslam âlimleri bile biri birilerine çelişkili yorumlarda bulundukları olmuştur.

İşin gerçeği şu ki, Peygamber Efendimizin devr-i saadetlerinden sonra ŞERİ HÜKÜMLERİN gerçek anlamda uygulandıkları şüphelidir. Çünkü sahabeler arasında bile içtihat konusunda farklılıklar olduğu bilinen gerçeklerdir. 21. yüzyılda sahabilerin bile ihtilaf ettikleri konularda hüküm verebilecek ehliyete ve kabiliyete sahip din bilginleri olabilir mi. Din bilgini geçinenler, Kur’an-ı Kerim’i ve hadis-i şerifleri kendilerine göre yorumlamakta, bu bakımdan tezatlarla dolu bakış açıları ortaya çıkmaktadır.

İslam dininde var olan mezhepler, din adamları arasındaki ihtilafların göstergesi değil mi! Ehl-i Sünnet ve cemaat olarak takdim edilenlerin yanında ehl-i şianın görüşlerini koyalım, aradaki çelişkilerin boyutlarına bakalım. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:

“Ümmetim 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir”

buyurmaktadırlar. Peki, bu 73 fırkanın hangisi doğru. Her fırka, kendi görüşünün esas olduğunu söylemektedir.

Din âlimi geçinenler, zaman-zaman birbirine tezat öyle fetvalar vermişler ki, işin yanlışlığı bunlardan belli olmaktadır. Öyle düşünün ki, Hazret-i Hüseyin’i ve beraberindeki ehl-i beyt’in ehl-ü iyalini şehit ettiren YEZİT bile, bunu şer’i hükümler çerçevesinde yaptığını ifade etmiştir. Fatih Sultan Muhammed Han’la başlayan (Devletin selameti için kardeşkanı akıtmak mubahtır) hükmü de, o dönem sözde din adamlarının sözde, şeriat hükümlerine dayandırarak verdikleri kararlara dayandırılmaktadır. Yani, henüz beşikte olan bebeklerin bile öldürülmelerini şeri hüküm olarak mı kabul edelim…

Evet, İslam dinini

ŞERİ HÜKÜMLER

olarak yorumlamak yanlıştır. Şeri hükümler içindeki yanlışları İslam dinine maletmeyelim…

Sözün özü, TALİBAN REJİMİ, İSLAMİ DEĞİLDİR. Gerçekte, ABD’nin ve Avrupa’nın İslam dinini hedef alan bir uygulamasıdır. TALİBAN gibi rejimler kurdurarak, İslam dinini değersizleştirmek istemelerinden kaynaklıdır. İşin gerçeği budur!

ORTADİREK!

Ülkemizde yaşanan bir gerçek var. Çok değil, 3 ay öncesine göre bazı gider kalemlerinde yüzde yüzü aşan zamlarla karşı karşıyayız. İnanın abartmıyorum.

Bütün bu zamlar karşısında hala bu işin dış kaynaklı bir manipülasyon olduğundan dem vuruluyor, vatandaşların bu manipülasyonla(!) mücadele etmeleri için ağıtlar yakılıyor! Esnafları suçluyorlar!

Peki, Türkiye Cumhuriyeti devletine manipülasyon uygulayan bu dış güçler kimlerdir. Bize kafayı neden böylesine takmışlar. Yoksa manipülasyon yok da biz, hayaletlerle mi boğuşuyoruz…

Türkiye’de, ekonomi gerçekten bir çıkmaz içindedir.

ORTADİREK ÇATIRDIYOR.

Asgari ücretli can çekişiyor. Bu ülkede, kaymağı yiyen yüzde 10’luk bir dilim var. Geri kalan yüzde doksanın halleri perişan. En altta kalanların canları çıktı, çıkacak! Düşünün, bir baba oğluna okul pantolonu alamadığı için intihar ediyor. Bir ailenin tüm fertleri siyanürle intihar ederek kendi hayatlarına son veriyorlar.

Bir zamanlar, esnafın biri işlerin kesat gitmesinden feryat ederek kasa fırlattı diye, yer yerinden oynamıştı. Şimdi, çocuğuna pantolon alamayan babaların dramları yaşanıyor.

Birbirimizi aldatmayalım. Türkiye’de bal gibi ekonomik kriz var. Krizi görmemek için

KERİZ

olmak lazım. Çatırdayan ortadirek kırılırsa, altında kimler kalır, yaşarsak göreceğiz.

Ortadireğin çatırdaması, büyük tehlike. Çünkü inşaatlarda bütün yükü çeken ortadirek olduğu gibi, toplumlarda da yükü omuzlayan ortadireğin kendisidir. Ortadirek çatırdarken gerekli önlemler alınmaz ve kırılmasına göz yumulursa, hepimiz altında kalırız.

Yüce ALLAH’TAN

dileğimiz, bizi yönetenlere basiret ihsan etmesi ve ekonomik krizin en hafif şekilde atlatılmasının yollarını idrak ettirmesidir…

ANEKDOT

Şeytan, oğluyla birlikte dünyaya inmişti:

-Bak oğlum, bunun adına dağ, bunun adına tepe, bunun adına öküz, bunun adına inek derler…

diyerek etrafı tanıtırken, bir insanla karşılaşmışlar. Şeytan, söz etmeyince, oğlu insanı göstererek sormuş:

-Ya bunun adı ne?

Şeytan cevap vermiş:

-Oğlum, ona hiç muhatap olma. Onun adına (İNSAN) derler, her BOKU YER. SUÇU DA BİZE ATAR!

Yazarın Diğer Yazıları