Cüneyt Arıtürk

ÇANAKKALE DESTANI

Cüneyt Arıtürk

18 Mart, Çanakkale Zaferini ve Şehitleri anma günüdür. AKP iktidar olduğundan bu yana 18 Mart öncesi Cuma günü hutbelerinde hatipler ellerine tutuşturulan hutbeleri okumakta, ancak, her ne hikmetse

Mustafa Kemal Atatürk’ün

adı hep es geçilmektedir. Yani AKP iktidarlarının klasik diyanet başkanlığı hutbeleri!

Şehitlik kavramı elbette çok kutsaldır. Dinimize göre, Peygamberlikten sonra gelen en yüce mertebedir. Şehitler de kendi aralarında sınıf, sınıftır. Şehitlik mertebeleri tıpkı askerlikte olduğu gibi erden, mareşale kadar değişiklikler arz eder. Yani, şehitlerin er rütbesinde olanı var, mareşal rütbesinde olanı.Şehitlerin en ulvisi Allah, vatan, namus uğrunda savaşırken can verendir. Yine dinimizin kurallarına göre, zulmen öldürülen, çöken bir duvar altında kalan, yanarak ölen, suda boğulan ve hatta doğum yaparken can veren kadın dahi şehit sayılır. Meydana gelen toplumsal olaylarda can verenler de, şehit mertebesindedirler.

Çanakkale Zaferiyle ilgili bir yazı yazmak yerine bu savaşı destanlaştıran Milli Şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a ait

(ÇANAKKALE

ŞEHİTLERİNE)

adını verdiği destanını okuyucularımla paylaşayım, istedim. Çünkü Çanakkale Zaferini en iyi anlatan ve destanlaştıran da Mehmet Akif’in bu şiiridir. Bu bir gerçektir ki, hiçbir hatip, hiçbir şair,

“Çanakkale Şehitleri”ni milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY

kadar yalın, dokunaklı ve vurucu bir şekilde anlatamaz. Mehmet Akif,

“Çanakkale Şehitlerine”

adlı şiiriyle, sayıları 57 bin olarak ifade edilen şehitlerimizi sözün tam anlamıyla destanlaştırmıştır. Mehmet Akif’in

“Çanakkale Şehitlerine”

adını verdiği destan olmasaydı, belki bu büyük zafer gerçek manasıyla anlaşılamayacaktı.

Aynı zamanda İSTİKLAL MARŞIMIZIN DA GÜFTE YAZARI OLAN MEHMET AKİF’İ RAHMET VE MİNNETLE ANARKEN, (ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE) İTHAF ETTİĞİ DESTANINI SUNUYORUZ:

ŞU BOĞAZ HARBİ NEDİR? VAR MI Kİ DÜNYÂDA EŞİ?

EN KESÎF ORDULARIN YÜKLENİYOR DÖRDÜ BEŞİ,

TEPEDEN YOL BULARAK GEÇMEK İÇİN MARMARA'YA-

KAÇ DONANMAYLA SARILMIŞ UFACIK BİR KARAYA.

NE HAYÂSIZCA TEHAŞŞÜD Kİ UFUKLAR KAPALI!

NERDE -GÖSTERDİĞİ VAHŞETLE- "BU: BİR AVRUPALI! "

DEDİRİR -YIRTICI, HİS YOKSULU, SIRTLAN KÜMESİ,

VARSA GELMİŞ, AÇILIP MAHBESİ, YÂHUD KAFESİ!

ESKİ DÜNYÂ, YENİ DÜNYÂ, BÜTÜN AKVÂM-I BEŞER,

KAYNIYOR KUM GİBİ, TÛFAN GİBİ, MAHŞER MAHŞER.

YEDİ İKLÎMİ CİHÂNIN DURUYOR KARŞINA DA,

OSTRALYA'YLA BERÂBER BAKIYORSUN: KANADA!

ÇEHRELER BAŞKA, LİSANLAR, DERİLER RENGÂRENK;

SÂDE BİR HÂDİSE VAR ORTADA: VAHŞETLER DENK.

KİMİ HİNDÛ, KİMİ YAMYAM, KİMİ BİLMEM NE BELÂ...

HANİ, TÂ'ÛNA DA ZÜLDÜR BU REZÎL İSTÎLÂ!

AH O YİRMİNCİ ASIR YOK MU, O MAHLÛK-İ ASÎL,

NE KADAR GÖZDESİ MEVCÛD İSE, HAKKIYLE SEFÎL,

KUSTU MEHMEDCİĞİN AYLARCA DURUP KARŞISINA;

DÖKTÜ KARNINDAKİ ESRÂRI HAYÂSIZCASINA.

MASKE YIRTILMASA HÂLÂ BİZE ÂFETTİ O YÜZ...

MEDENİYYET DENİLEN KAHBE, HAKİKAT, YÜZSÜZ.

SONRA MEL'UNDAKİ TAHRÎBE MÜVEKKEL ESBÂB,

ÖYLE MÜDHİŞ Kİ: EDER HER BİRİ BİR MÜLKÜ HARÂB.

ÖTEDEN SÂİKALAR PARÇALIYOR ÂFÂKI;

BERİDEN ZELZELELER KALDIRIYOR A'MÂKI;

BOMBA ŞİMŞEKLERİ BEYNİNDEN İNİP HER SİPERİN;

SÖNÜYOR GÖĞSÜNÜN ÜSTÜNDE O ARSLAN NEFERİN.

YERİN ALTINDA CEHENNEM GİBİ BİNLERCE LAĞAM,

ATILAN HER LAĞAMIN YAKTIĞI: YÜZLERCE ADAM.

ÖLÜM İNDİRMEDE GÖKLER, ÖLÜ PÜSKÜRMEDE YER;

O NE MÜDHİŞ TİPİDİR: SAVRULUR ENKAAZ-I BEŞER...

KAFA, GÖZ, GÖVDE, BACAK, KOL, ÇENE, PARMAK, EL, AYAK,

BOŞANIR SIRTLARA, VÂDÎLERE, SAĞNAK SAĞNAK.

SAÇIYOR ZIRHA BÜRÜNMÜŞ DE O NÂMERD ELLER,

YILDIRIM YAYLIMI TÛFANLAR, ALEVDEN SELLER.

VERİYOR YANGINI, DURMUŞ DA AÇIK SÎNELERE,

SÜRÜ HÂLİNDE GEZERKEN SAYISIZ TAYYÂRE.

TOP TÜFEKTEN DAHA SIK, GÜLLE YAĞAN MERMÎLER...

KAHRAMAN ORDUYU SEYRET Kİ BU TEHDÎDE GÜLER!

NE ÇELİK TABYALAR İSTER, NE SİNER HASMINDAN;

ALINIR KAL'Â MI GÖĞSÜNDEKİ KAT KAT ÎMAN?

HANGİ KUVVET ONU, HÂŞÂ, EDECEK KAHRINA RÂM?

ÇÜNKÜ TE'SİS-İ İLÂHÎ O METÎN İSTİHKÂM.

SARILIR, İNDİRİLİR MEVKİ'-İ MÜSTAHKEMLER,

BEŞERİN AZMİNİ TEVKÎF EDEMEZ SUN'-İ BEŞER;

BU GÖĞÜSLERSE HUDÂ'NIN EBEDÎ SERHADDİ;

"O BENİM SUN'-İ BEDÎ'İM, ONU ÇİĞNETME" DEDİ.

ÂSIM'IN NESLİ...DİYORDUM YA...NESİLMİŞ GERÇEK:

İŞTE ÇİĞNETMEDİ NÂMÛSUNU, ÇİĞNETMEYECEK.

ŞÜHEDÂ GÖVDESİ, BİR BAKSANA, DAĞLAR, TAŞLAR...

O, RÜKÛ OLMASA, DÜNYÂDA EĞİLMEZ BAŞLAR,

YARALANMIŞ TERTEMİZ ALNINDAN, UZANMIŞ YATIYOR,

BİR HİLÂL UĞRUNA, YÂ RAB, NE GÜNEŞLER BATIYOR!

EY, BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ ASKER!

GÖKTEN ECDÂD İNEREK ÖPSE O PÂK ALNI DEĞER.

NE BÜYÜKSÜN Kİ KANIN KURTARIYOR TEVHÎD'İ...

BEDR'İN ARSLANLARI ANCAK, BU KADAR ŞANLI İDİ.

SANA DAR GELMEYECEK MAKBERİ KİMLER KAZSIN?

"GÖMELİM GEL SENİ TÂRÎHE" DESEM, SIĞMAZSIN.

HERC Ü MERC ETTİĞİN EDVÂRA DA YETMEZ O KİTÂB...

SENİ ANCAK EBEDİYYETLER EDER İSTÎÂB.

"BU, TAŞINDIR" DİYEREK KÂ'BE'Yİ DİKSEM BAŞINA;

RÛHUMUN VAHYİNİ DUYSAM DA GEÇİRSEM TAŞINA;

SONRA GÖK KUBBEYİ ALSAM DA, RİDÂ NAMIYLE,

KANAYAN LÂHDİNE ÇEKSEM BÜTÜN ECRÂMIYLE;

MOR BULUTLARLA AÇIK TÜRBENE ÇATSAM DA TAVAN,

YEDİ KANDİLLİ SÜREYYÂ'YI UZATSAM ORADAN;

SEN BU ÂVÎZENİN ALTINDA, BÜRÜNMÜŞ KANINA,

UZANIRKEN, GECE MEHTÂBI GETİRSEM YANINA,

TÜRBEDÂRIN GİBİ TÂ FECRE KADAR BEKLETSEM;

GÜNDÜZÜN FECR İLE ÂVÎZENİ LEBRİZ ETSEM;

TÜLLENEN MAĞRİBİ, AKŞAMLARI SARSAM YARANA...

YİNE BİR ŞEY YAPABİLDİM DİYEMEM HÂTIRANA.

SEN Kİ, SON EHL-İ SALÎBİN KIRARAK SAVLETİNİ,

ŞARKIN EN SEVGİLİ SULTÂNI SALÂHADDÎN'İ,

KILIÇ ARSLAN GİBİ İCLÂLİNE ETTİN HAYRAN...

SEN Kİ, İSLÂM'I KUŞATMIŞ, BOĞUYORKEN HÜSRAN,

O DEMİR ÇENBERİ GÖĞSÜNDE KIRIP PARÇALADIN;

SEN Kİ, RÛHUNLA BERABER GEZER ECRÂMI ADIN;

SEN Kİ, A'SÂRA GÖMÜLSEN TAŞACAKSIN...HEYHÂT,

SANA GELMEZ BU UFUKLAR, SENİ ALMAZ BU CİHÂT...

EY ŞEHÎD OĞLU ŞEHÎD, İSTEME BENDEN MAKBER,

SANA ÂGÛŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER.

Yazarın Diğer Yazıları