Ahmet Arıtürk

MUSTAFA KEMAL VE ARKADAŞLARI İÇİN İDAM FETVASI VEREN DÜRRİZADE'DEN GÜNÜMÜZ DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA!!!

Ahmet Arıtürk

İslam adına fetva veren din adamlarının Şeyülislamların, Diyanet İşleri Başkanlarının kararlarında ne kadar adil ve isabetli oldukları tartışmalıdır. İslam Dininin yayılmağa başladığı ilk asırdan başlarsak, Hazret-i Hüseyin ve ve beraberindeki ehl-i beytin şehit edilmeleri de fetvaya bağlı bir karar olarak uygulanmıştı. Osmanlı döneminde de Padişahlar lehine (KARDEŞ KATLİ VACİPTİR) fetvasını veren de sözde din adamlarıydı. Bu fetva sebebiyle beşikteki bebekler bile katledilmişlerdir. Sadece bu iki örnek bile din adına verilen fetvaların geçersizliğini anlatmağa yeter de artar bile.

Gelelim, Kurtuluş Savaşı yıllarına. Kurtuluş savaşlarını başlatan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının da DİNEN İDAM EDİLMELERİ GEREKTİĞİ KONUSUNDA DÖNEMİN ŞEYHÜLİSLAMI TARAFINDAN FETVA VERİLMİŞTİ.

Hem, Milli Mücadeleyi başlatması yüzünden idam edilmesi konusunda fetva verilen sadece Mustafa Kemal Paşa da değildi. Onun yanında yer alan ve Kurtuluş Savaşlarına destek veren İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy, Kara Vasıf, doktor Adnan Adıvar,  Halide Edip Adıvar,  Bekir Sami Bey, İsmail Fazıl Paşa, Celalettin Arif Bey, Hamdullah Suphi Bey, Yusuf Kemal Tengirşek, Cami Baykut, ve Ankara müftüsü Rıfat Börekçi gibi isimler de öldürülmeleri gerektiği konusunda isimleri verilenler arasındaydılar.

Milli Mücadeleyi kösteklemek amacıyla Şeyhülislamdan alınan fetva, İngiliz uçaklarıyla broşürler halinde şehirlere atılmış, halkın galeyana gelmesi, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına sahip çıkılmaması, düşmanlara boyun eğilmesi hedeflenmişti.

Padişah ve işgalci İngilizler, önce Şeyhülislâm Haydarızâde İbrahim Efendi’den fetva almak istemiş, ancak, bu muhterem zat, istenilen fetvayı vermek yerine görevden istifa etmeyi yeğlemişti.  Milli Mücadeleye taraftar idi. İbrahim Efendi istia edince Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının idam edilmeleri gerektiğine dair fetvayı Padişah Sultan Vahdettin tarafından yerine atanan Dürrizâde Abdullah Efendi verdi.

Dürrizâdenin verdiği fetvayı daha sonra Mustafa Sabri Efendi tarafından verilen ikinci fetva takip etti. İşte Bu Mustafa Sabri Efendi Sevr'i imzalayan hükûmet döneminde şeyhülislamdı. Yıldız Sarayı'nda Vahdettin başkanlığında toplanan Meclis-i Âlî'de anlaşmanın kabul edilmesi yönünde görüş bildirenler arasındaydı. Millî Mücadelenin zaferle sonuçlanması üzerine Padişah Vahdettin’le birlikte  kaçmış ve ülkeye girişi yasaklanmıştı.

Kuva-yı Milliye’nin devlete ve Padişah’a asi olduğuna dair Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah Efendi tarafından verilen fetva “Fetva-yı Şerife” adıyla 11 Nisan 1920 tarihinde Devlet’in resmi organı olan Takvim-i Vekayi ile o tarihlerde İstanbul’da çıkan Peyam-ı Sabah gazetelerinde yayımlanmıştı.

Tamamı beş fetvadan oluşan Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah Efendi’nin Fetva-yı Şerife’si bugünkü dille şöyledir: “Dünya düzeninin sebebi olan ve kıyamet gününe kadar Ulu Tanrı’nın daim eyleyeceği İslâm Halifesi Hazretleri’nin veliliği altında bulunan İslam memleketlerinde bazı kötü kimseler anlaşarak ve birleşerek ve kendilerine elebaşılar seçerek Padişah’ın sadık uyruklarını hile ve yalanlarla aldatmakta, yoldan çıkartmaktadırlar. Padişahın yüksek buyrukları olmaksızın asker toplamaktadırlar. Görünüşte askeri beslemek ve donatmak bahaneleriyle, gerçekte ise mal toplamak sevdasıyla, şeriata uymayan ve yüksek emirlere aykırı bir takım haksız ödemeler ve vergiler koymakta ve çeşitli baskı ve işkencelerle halkın mal ve eşyalarını zorla almakta ve yağmalamaktadırlar. Böylece insanlara zulmetmekte, suçlamakta ve Padişahın ülkesinin bazı köy ve şehirlerine saldırmak suretiyle tahrip ve yerle bir etmektedirler. Padişahın sadık tebaasından nice suçsuz insanları öldürmekte ve kan döktürmektedirler. Padişah tarafından atanmış bazı dini, askeri ve sivil memurları istedikleri gibi memuriyetten çıkarmakta ve kendi yardakçılarını atamaktadırlar. Hilâfet merkezi ile Padişah ülkesi arasındaki ulaştırmayı ve haberleşmeyi kesmekte ve devletin emirlerinin yapılmasına engel olmaktadırlar.

Böylece, hükümet merkezini tek başına bırakmak, Halifenin yüceliğini zedelemek ve zayıflatmak suretiyle yüksek Hilafet katına ihanet etmektedirler. Ayrıca Padişah’a itaatsizlik suretiyle devletin düzenini ve asayişini bozmak için düzme yayımlar ve yalan söylentiler yayarak halkı azdırmaya çalıştıkları da açık bir gerçektir. Bu işleri yapan yukarıda söylenmiş elebaşılar ve yardımcıları ile bunların peşlerine takılanların dağılmaları için çıkarılan yüksek emirlerden sonra bunlar, hala kötülüklerine inatla devam ettikleri takdirde işledikleri kötülüklerden memleketi temizlemek ve kulları fenalıklardan kurtarmak dince yapılması gerekli olup, Allah’ın “öldürünüz” emri gereğince öldürülmeleri şeriata uygun ve farz mıdır” Beyan buyrula?

Cevap: Allah bilir ki olur.

Dürrizâde El-Seyid Abdullah

Böylece Padişahın ülkesinde savaşma kabiliyeti bulunan müslümanların adil Hâlifemiz Sultan Mehmet Vâhdettin Han Hazretlerinin etrafında toplanarak savaşmak için yapacağı davet ve vereceği emre uymak suretiyle adı geçen asilerle çarpışmaları dince gerekir mi? Beyan Buyrula.

Cevap: Allah bilir ki gerekir.

Dürrizâde El-Seyid Abdullah

Bu takdirde, Halife Hazretleri tarafından sözü edilen asilerle savaşmak üzere görevlendirilen askerler, çarpışmazlar ve kaçarlarsa büyük kötülük yapmış ve suç işlemiş olacaklarından dünyada şiddetle cezayı, ahirette de çok acı azâbı hakk ederler mi? Beyan Buyrula.

Cevap: Allah bilir, ederler,

Dürrizâde El-Seyid Abdullah

Bu takdirde, Halife askerlerinden asileri öldürenler gazi, asilerin öldürdükleri şehit sayılırlar mı? Beyan buyrula.

Cevap: Allah bilir ki, sayılırlar.

Dürrizâde El-Seyid Abdullah

Bu takdirde, Padişah’ın asilerle savaşmak için verdiği emre itaat etmeyen müslümanlar, günahkar ve suçlu sayılıp şeriât yargılarına göre cezalandırılmayı hak ederler mi? Beyan buyrula.

Cevap: Allah bilir ki, ederler.

Dürrizâde El-Seyid Abdullah

***

Milli Mücadeleyi ihanet olarak ilan eden ve fetva veren bu Şeyhülislam unvanlı hainlere karşı, Anadolu’nun bağrından çıkan ve muhtelif illerde müftü olarak görev yapan gerçek din adamları Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat’ın (Börekçi) başkanlığında bir araya gelerek, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattıkları MİLLİ MÜCADELENİN DESTEKLENMESİNİN FARZ OLDUĞUNU BELİRTEN FETVALAR VERMİŞ VE YAYINLAMIŞLARDIR.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Rıfat BÖREKÇİ, Osmanlılar döneminde İstinaf Mahkemesi Azalığı yapmış, 1907 yılında Ankara Müftüsü olmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisine birinci dönem Manisa mebusu olarak girdi. 4 ay kadar bu görevde kaldıktan sonra istifa ederek Ankara Müftülüğü görevine döndü. Şer’iye Vekaleti Heyet-i İftaiye azalığına da seçilen Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924’de İlk Diyanet İşleri Başkanı oldu. 5 Mart 1941’de vefat etti. Vefat edinceye kadar da Diyanet İşleri Başkanlığı görevini sürdürdü. Resmi protokolde ATATÜRK’ÜN sağında ve hemen yanındaydı.

Görüldüğü gibi, din adına verilen fetvaların çoğu tartışmalıdır. Hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğu zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idamı konusunda fetva veren de sözde bir ŞEYHÜLİSLAMDI. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattıkları milli mücadelede  desteklenmelerinin Müslümanlar üzerine farz olduğunu belirten Mehmet Rıfat Börekçi ve arkadaşları da Müftülük makamında din adamlarıydı. Demek oluyor ki, din adamları tarafından verilen her fetvaya ve sarfedilen her söze ancak safdiller itibar eder. İslam dini, akıl dinidir. İnsanları düşünmeye davet eder.

Sözü fazla uzatmadan konuyu Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a getireceğim. Ayasofya’nın sözde yeniden açılış töreninde dolaylı olarak Mustafa Kemal’e lanet okuyan bu zatın Şeyhülislam Dürrizadeden ve Mustafa Sabri Efendi’den ne farkı var. Şimdi bu allame din adamının Cumhurbaşkanı olmak istediği yolunda söylentiler dolaşıyor ya! Sakın inanmayın. Onun işi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın amacına uygun konuşmalar yapmaktır. Bundan ötesi boyunu aşar…

TAŞLAMA

DİN ADAMI KİSVESİ

ALTINDA SÖZ SÖYLEYEN

NİCE CAHİLLER VARDIR

BUNU BİL VE ÖĞREN SEN

FETÖ DE DİN ADAMI

KİSVESİNDEYDİ ZAHAR

NE MEANETLER ÇIKTI

ALTINDAN BAKSAN YETER

DİYANET İŞLERİNE

BAŞKAN OLSA DA BİR ZAT

HER FETVASI DOĞRUDUR

DİYE DÜŞÜNMEK SAKAT

MAKAM SEVADISI İLE

NE FETVALAR VERİLMİŞ

İYİ-KÖTÜ HANGESİ

FERASETTİR BİL BU İŞ

Yazarın Diğer Yazıları