- Haberler
- Siirt Haber
- Siirt'in Bilinmeyen Tarihi: Xerzan (Garzan) Bölgesi'nin Geçmişi ve Bugünü
Siirt'in Bilinmeyen Tarihi: Xerzan (Garzan) Bölgesi'nin Geçmişi ve Bugünü
Siirt'in batı kapısında, Batman ile sınır çizen kadim topraklarda yüzyıllarca hüküm süren Xerzan (Garzan) bölgesi antik Erzen şehrinden Osmanlı kazasına, sürgün yıllarından bugünün Kurtalan'ına uzanan köklü bir tarihin adresidir. Yaklaşık 600 alt aşiret ve kabileden oluşan, 500 bin ile 600 bin kişilik nüfusuyla Türkiye'nin en büyük aşiretlerinden biri kabul edilen Xerzan Siirt'ten İstanbul'a, Avrupa'dan Amerika'ya uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan ve hafızasını geyik derisi üzerine yazılı şeceresiyle koruyan kadim bir yapıdır.
Haberin Özeti
- • Siirt'in batı kapısında yer alan kadim Xerzan (Garzan) bölgesi, 500-600 bin kişilik nüfusuyla Türkiye'nin en büyük aşiretlerinden biridir.
- • Antik Erzen şehrinden adını alan bölge, Osmanlı'da Garzan, 1938'de Cumhuriyet'in Türkçeleştirme politikasıyla Kurtalan ismini almıştır.
- • Dicle havzasındaki Xerzan, Garzan, Başur ve Botan Çayları ile şekillenen verimli topraklarıyla tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomiye sahiptir.
- • Yaklaşık 600 alt aşiret ve kabileden oluşan Xerzan, Siirt'ten İstanbul'a, Avrupa'dan Amerika'ya uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaktadır.
- • Xerzan aşiretinin kökeni, Hicri 300 (Miladi 912) yıllarında Basra'dan göç eden ve Hz. Fatıma soyundan gelen Seyyid Taceddin'e dayanır.
Siirt'in batı kapısında, Batman ile sınır çizen o kadim topraklar; adını yüzyıllık bir nehirden, bir şehrin küllerinden ve kökleri antik çağlara uzanan bir halkın hafızasından alır. Xerzan — ya da tarihsel kaynaklarda Garzan, Erzen, Arzanene olarak geçen bu coğrafya — sadece bir ilçenin değil, Mezopotamya'nın yukarı havzasındaki büyük tarihsel dengelerin de adıdır.
Erzen'den Kurtalan'a: Bir İsmin Yolculuğu
Batman ile Siirt arasında kalan bu bölge, adını Batman-Siirt karayolu üzerinde, Yunuslar köyünün kuzeyinde, Yanarsu Çayı kıyısındaki tarihi Erzen şehrinden almaktadır. Arkeolojik kayıtlarda Arzanene ya da Arzan olarak da geçen şehir, antik dönemde İpek Yolu güzergahı üzerinde konumlanmış kozmopolit bir ticaret merkeziydi.
Erzen şehrinin tahrip edilmesinin ardından Garzan Ovası kuzeyinde kurulan yeni Garzan yerleşimi, bölgenin en büyük merkezi oldu. Bu yerleşmeye atfen ova, dağ ve akarsu gibi tüm fiziki yapılar Garzan adıyla anılmaya başlandı; böylece Erzen Bölgesi, Osmanlı döneminde Garzan Bölgesi olarak tarih sayfalarına geçti.
Cumhuriyet'in yer adlarını Türkçeleştirme politikasıyla birlikte bu topraklar yeniden el değiştirdi. Garzan adıyla 1938'e kadar ilçe merkezi olan yerleşim, merkezin taşınmasıyla birlikte bağlı bir köy konumuna düştü. 1938'de çıkarılan kanunla merkez Konakpınar köyüne alındı ve yeni ad Kurtalan olarak belirlendi.
Coğrafyanın Şekillendirdiği Bir Uygarlık
Xerzan bölgesi, Dicle Nehri havzasının en verimli ve stratejik geçiş noktalarından birinde yer alır. Bölgenin can damarı, tarih boyunca tarımsal üretimi ve yerleşim modellerini belirleyen su kaynaklarıdır.
Bu toprakları besleyen üç ana nehir, aynı zamanda tarihsel sınırları da çizmiştir. Yaklaşık 100 kilometre uzunluğundaki Garzan Çayı, kuzeydeki dağlık alanlardan doğup güneye akarken bölgenin tarımsal sulama ihtiyacını karşılar ve tarihsel olarak aşiretin batı sınırını oluşturur. Başur Çayı bölgenin doğu hattında Siirt ili ile olan doğal sınırı belirler. Botan Çayı ise güneyde Eruh ve Siirt merkezine uzanan hattı çizer.
Bu su ağı, Xerzan'ın ekonomik modelini de şekillendirmiştir. Nehir boylarındaki alüvyal düzlükler tahıl ve pamuk tarımına imkân tanırken, yüksek platolar ve vadi yamaçları hayvancılık temelli yarı-göçebe yaşam tarzını ayakta tutmuştur.
Bir Seyyid Soyunun Yolculuğu: Xerzan'ın Kökeni
Aşiret geleneğine göre Xerzan, Hicri 300 (Miladi 912) yıllarında Irak'ın Basra bölgesinden göç eden bir seyyid topluluğunun torunlarından oluşmaktadır. Bu rivayete göre aşiret, Hz. Fatıma'nın soyundan gelen Seyyid Zeynel Abidin hazretlerinin oğlu Seyyid Taceddin'in zürriyetine dayanmaktadır. Sason ve Kabilcevz mıntıkasına ulaşan bu seyyid gruba, dönemin Sason hakimi Tavit tarafından yerleşmeleri için arazi tahsis edilmiş; aşiret o günden bu yana bu topraklarda yaşamını sürdürmüştür. Geyik derisi üzerine yazılı olduğu söylenen bir şecere de aşiret hafızasında önemli bir yer tutmaktadır.
Xerzan isminin, manevi önder olarak kabul edilen Sofi Harzi'den (Xerzi veya İbn-i Kharzi olarak da bilinir) geldiği kabul edilmektedir. Bu nedenle aşiret mensupları, halk arasında zaman zaman Ğerzi, Xerzi, Harzi ya da Çiyayi (Dağlı) olarak anılmaktadır.
Üç Kol, Yüzlerce Dal: Xerzan'ın Konfederatif Yapısı
Xerzan, tek bir kan hattına dayalı homojen bir kabile değil, farklı kökenlerden gelen toplulukların ortak bir çatı altında toplandığı köklü bir konfederasyondur. Sofi Xerzi'nin üç oğlu — Beleki, Musi ve Sarmi — bugünkü aşiret yapısının temel iskeletini oluşturmaktadır.
Beleki kolundan Ezzebo, Bayram(o), Zedo, Bekreni, Cello (Celali), Bidri ve Dağani (Pesnuni) aşiretleri türemiştir. Musi kolundan Şarro, Kendo, Keko ve Tirkan; Sarmi kolundan ise Yusif ve M. Ali kolları doğmuştur.
Bu üç ana kolun zaman içinde yüzlerce alt kola ayrıldığı ve yaklaşık 600 alt aşiret ve kabileden oluşan geniş bir yapıya dönüştüğü bilinmektedir. Bugün Güneydoğu'nun hatırı sayılır büyük aşiretlerinden Bidri, Şego, Keko, Kendo, Celali, Dağani, Koram, Şarro, Misehre, Alyo, Seydö, Raysi, Zeydan, Halilan ve Tirkan aşiretleri, geleneksel olarak Xerzan konfederasyonundan türemiş yapılar olarak kabul edilmektedir.
Şerefname'nin Işığında Bölgenin Tarihi
1597 yılında Bitlis Emiri Şerefhan tarafından kaleme alınan Şerefname, Garzan beylerinin soyunu, meşruiyet kaynaklarını ve komşu Kürt emirlikleriyle ilişkilerini titizlikle kaydeder. Eserde Hazzo ve Garzan yöneticileri "Azizan" (İzzeddin soyu) lakabıyla anılmaktadır.
Bölgenin belgelenen en önemli imar faaliyetlerinden biri, Hicri 890 (Miladi 1485) yılında inşaatı tamamlanan Hıdır Bey Camisi'dir. Kozluk'taki bu cami, Xerzan beylerinin yerel bir güç odağı olarak imar faaliyetlerinde bulunduklarını kanıtlar. Şerefname'de ayrıca Erzen bölgesinde 12 bin Hristiyan nüfusun varlığından söz edilmesi, bölgenin 16. yüzyılda bile ciddi bir demografik çeşitlilik içerdiğini ortaya koymaktadır.
Osmanlı Döneminde Garzan
Garzan bölgesi; doğuda Başur Nehri, batıda Kulb ile Diyarbakır vilayetinin Silvan kazası ve Beşiri nahiyesi, güneyde Rızvan nahiyesi, kuzeyde ise Mutki ve Sason kazalarıyla çevriliydi. 1853 yılında Siirt'e bağlı kaza haline getirildi.
Osmanlı'nın merkezileşme politikaları çerçevesinde 1890'da hayata geçirilen Hamidiye Alayları'na Garzan aşiretleri yoğun ilgi gösterdi. 24. ve 25. Hamidiye Alayları bünyesinde örgütlenen Xerzan, bu dönemde bölgesel prestijini pekiştirdi.
Sason İsyanı: Tarihte Derin İz Bırakan Bir Direniş
Xerzan tarihinin en ağır sayfalarından biri, resmi kayıtlarda Sason İsyanı olarak geçen ancak aşiret geleneğinde Xerzan İsyanı olarak bilinen 1894-1935 yılları arasındaki süreçtir.
Bu dönemde Helkiz, Mereto, Kozluk (Hazo) ve Mutki'nin güney kısımları "Mıntıka-i Memnu" (Yasak Bölge) ilan edildi. Bölgedeki Garzan aşireti köyleri boşaltılırken halk, Çankırı, Eskişehir, Bursa, Bilecik, Kocaeli, Zonguldak, Bolu, Afyon, Isparta, Burdur, Denizli, Aydın-Söke, Muğla, Kütahya, Balıkesir, Antalya-Finike, Antalya-Elmalı ve Manisa-Turgutlu gibi Batı illerine sürgün edildi. Aileler parçalandı; bir kısmı sürgün edildikleri yerlerde kalırken bir kısmı yıllar sonra köylerine dönmeyi başardı.
Devlet belgelerine göre 1894-1935 yılları arasındaki operasyonlarda 834 kişi hayatını kaybetti, 592 kişi esir alındı ve 3.577 kişi yasak bölgeden batı illerine sürgün edildi. Ayrıca 80 asker hayatını kaybetti, 106 asker yaralandı. Ancak olayları bizzat yaşayan büyüklerin ve onların torunlarının aktarımlarında hayatını kaybedenlerin sayısının 5 bini aştığı ileri sürülmektedir; resmi rakamlarla sözlü tanıklıklar arasındaki bu derin uçurum bugün de tartışılmaya devam etmektedir. Sürgün edilenlerin bir kısmı, yasak bölge yasasının kaldırılmasının ardından 1952-1953 yıllarında köylerine dönebildi.
Coğrafi Yayılım: Siirt'ten Dünyaya
Bugün Xerzan aşireti mensupları yalnızca köklü oldukları topraklarda değil, çok daha geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Batman, Kozluk, Sason, Beşiri, Bitlis, Mutki, Van, Siirt, Kurtalan, Baykan, Eruh ve Diyarbakır başta olmak üzere pek çok Güneydoğu ilinde yoğunlukla yaşayan Xerzan mensupları; İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin, Adana ve Antalya gibi büyükşehirlerde de güçlü bir nüfusa sahiptir. Aşiretin yayılım alanı Suriye'nin Karkamış ve Cerablus bölgelerine, hatta Avrupa ve Amerika kıtasına kadar uzanmaktadır. Bu tablo, Xerzan'ı yerel bir aşiretten çok, küresel bir diasporaya dönüşmüş köklü bir topluluk olarak tanımlamayı zorunlu kılmaktadır.
Demiryolundan Bugüne
1944 yılında demiryolunun Kurtalan'a ulaşması, bölge tarihinde kırılma noktası oldu. İlçe, Güneydoğu'nun batıya açılan kapısına dönüştü. 1984'te üretime başlayan Kurtalan Çimento Fabrikası bölgedeki en büyük kamu yatırımı olurken, DSİ sulama göletleri kuru tarımdan sulu tarıma geçişi hızlandırdı.
Günümüzde bölgenin iki önemli ilçesi Siirt'e bağlı Kurtalan ve Batman'a bağlı Beşiri'dir. Antik Erzen'in taşlarından bugünün Kurtalan'ına uzanan bu uzun yolculuk, Siirt ve çevresinin tarihsel hafızasının ne denli derin ve katmanlı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bakmadan Geçme