- Haberler
- Siirt Haber
- Kaza, Kader ve Baykan! Başarı Sahipleniliyor, İhmal Kader Deniyor
Kaza, Kader ve Baykan! Başarı Sahipleniliyor, İhmal Kader Deniyor
Baykan'da yaşanan talihsizlikleri bir meslektaşım tek tek sıralamış. Her cümlenin sonunda da iyi niyetle eklemiş: 'Allah Baykan'a, köylerine yardım etsin.'
Evet, dua kıymetlidir. Sabır da öyle.
Ama insan sormadan edemiyor: Bu yaşananların tamamı gerçekten sadece kader mi?
Hani Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’ye gelen Avrupalı bir mühendisin meşhur sözü vardır ya:
“Bunlar akar, siz bakarsınız.”
Görünen o ki yıllar geçse de bu cümle hâlâ güncelliğini koruyor. Çünkü Baykan’da olan bitenlere bakınca, yönetenlerin rolü çoğu zaman iyi bir izleyici olmaktan öteye geçmiyor.
Oysa yöneticilik sadece izlemek değildir.
Feraset ister, öngörü ister, sorumluluk ister.
Ne zaman bir kaza yaşansa, ne zaman bir ihmal zinciri cana ya da mala mal olsa; hemen sığınılan bir liman var:
“Takdir-i ilahi.”
“Allah böyle uygun görmüş.”
“Sabır diliyoruz.”
Bu anlayış, son zamanlarda sıkça karşılaştığımız, insanı sorumluluktan azade kılan bir kaderciliği hatırlatıyor. Kimilerinin “Emevi İslamı” diye tarif ettiği; insanları uyutmaya yarayan, tedbiri değil tevekkülü önceleyen bir yaklaşım bu.
Hani halk arasında denir ya:
“Rıfkı amca ölmeseydi, daha çok yaşardı.”
İşte tam da o rahatlık.
Ama iş ilginçtir…
Zülfiyare dokununca bu kader anlayışı bir anda ortadan kalkıyor.
Orada ne sabır var, ne “Allah’ın takdiri” söylemi.
Orada anında refleks, anında tepki, anında ayağa kalkma var.
Peki soralım:
Takdir sadece garibanın başına gelenler için mi ilahi?
Hesap sadece güçsüzler için mi kader?
Siirt’te son yıllarda oluşan pratik de bunu destekler nitelikte:
İyi bir şey olursa; açılışlar, projeler, güzel haberler…
Sosyal medyada yüksek sesle sahiplenilir.
Tweetler atılır, paylaşımlar yapılır, alkış beklenir.
Ama kötü bir şey olursa…
Bir kaza, bir ihmal, bir eksiklik…
Cümle kısa olur:
“Takdir Allah’ın.”
Oysa yönetim, iyi günde öne çıkıp kötü günde kaderin arkasına saklanma sanatı değildir.
Gerçek sorumluluk, tedbir alınmadığında da “bu benim payım” diyebilmektir.
Kader vardır, elbette.
Ama kader, ihmalle karıştırıldığında adalet duygusu zedelenir.
Sabır güzeldir; fakat sabır, tedbirsizliğin mazereti olamaz.
Baykan’da, Siirt’te ve memleketin her köşesinde insanlar artık şunu soruyor:
Bu gerçekten kader mi, yoksa izlemekle yetinmenin sonucu mu?
Cevap, sadece duada değil; ferasetle yapılan icraatta gizli.
Bakmadan Geçme