• Haberler
  • Siirt Haber
  • HTS ve Baz İstasyonu Kayıtları: Ceza Yargılamasında Delil mi, Varsayım mı?

HTS ve Baz İstasyonu Kayıtları: Ceza Yargılamasında Delil mi, Varsayım mı?

Siirtli avukat Doğan Siyahtoprak, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının ceza yargılamasında çoğu zaman kesin delil gibi sunulduğuna dikkat çekerek, bu verilerin tek başına suçun işlendiğini değil yalnızca bir ihtimali işaret ettiğini vurguladı. Siyahtoprak, Yargıtay içtihatlarına göre bu tür kayıtların ancak başka somut delillerle desteklenmesi hâlinde hükme esas alınabileceğini ifade etti.

Ceza yargılamasında teknolojik delillerin ağırlığı her geçen gün artıyor. Özellikle HTS kayıtları ve baz istasyonu (konum) verileri, birçok soruşturma ve kovuşturmanın merkezine yerleşmiş durumda. Ancak uygulamada bu kayıtların taşıdığı hukuki anlam ile onlara yüklenen ispat gücü arasında ciddi bir mesafe oluşmuş durumda.

Bugün gelinen noktada asıl tartışma şudur:

HTS ve konum kayıtları gerçekten suçun işlendiğini mi gösterir, yoksa yalnızca bir ihtimali mi işaret eder?


HTS Kaydı Ne Söyler, Ne Söylemez?

HTS (Historical Traffic Search) kayıtları, bir kişinin kiminle, ne zaman ve ne sıklıkla iletişim kurduğunu gösterir.
İletişimin içeriğini göstermez.

Buna rağmen uygulamada zaman zaman HTS kayıtlarının, suçun maddi unsuru gibi değerlendirilmesi, ciddi hukuki sorunlara yol açmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, HTS kayıtlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayacağını açıkça vurgulamış; bu kayıtların ancak başka somut delillerle desteklenmesi hâlinde hükme esas alınabileceğini belirtmiştir.

Sadece iletişim yoğunluğu veya görüşme sıklığı, suç kastının varlığını ispatlamaya yetmez.

Bu yaklaşım, HTS verilerinin yardımcı delil niteliğini net biçimde ortaya koymaktadır.


Baz İstasyonu Kayıtları: Konum mu, Yakınlık mı?

Baz istasyonu kayıtları uygulamada çoğu zaman “konum tespiti” olarak adlandırılsa da bu ifade teknik ve hukuki açıdan yanıltıcıdır.

Çünkü bu kayıtlar, kişinin kesin olarak nerede bulunduğunu değil, yalnızca hangi baz istasyonunun kapsama alanı içinde olduğunu gösterir.

Bu husus, Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında özellikle vurgulanmaktadır. Yargıtay’a göre;

  • Aynı baz istasyonuna çok sayıda kullanıcı bağlanabilir
  • Kapsama alanları geniştir
  • Teknik değişkenler sabittir

Bu nedenle baz istasyonu verileri, tek başına olay yerinde bulunmayı kesin olarak ispatlamaz.

Ancak olayla doğrudan bağlantılı başka delillerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.


Zaman Aralığı: Delilin Sessiz Zayıf Noktası

HTS ve baz istasyonu incelemelerinde en sık yapılan hatalardan biri, zaman aralığının geniş tutulmasıdır.

Saatler hatta günler boyunca elde edilen veriler, olay anına özgü somutluğu ortadan kaldırır.

Yargıtay kararlarında da bu husus dikkat çekicidir:

Olay zamanı ile ilgisiz iletişim ve konum verilerinin dosyaya delil olarak eklenmesi, delilin ispat gücünü artırmaz; aksine zayıflatır.

Ceza yargılamasında nicelik değil, nitelik esastır.


Hukuka Uygunluk: Karar Var mı, Gerekçe Var mı?

HTS ve konum kayıtlarının hukuka uygunluğu yalnızca “mahkeme kararı var mı?” sorusuyla sınırlı değildir.

Yargıtay uygulamasında artık şu sorular belirleyici hâle gelmiştir:

  • Karar somut olaya özgü mü?
  • İnceleme belirli bir süreyle mi sınırlı?
  • Toplanan veriler amaçla orantılı mı?

Sınırları belirsiz ve gerekçesiz şekilde elde edilen kayıtlar, şeklen hukuka uygun görünse bile, adil yargılanma hakkını zedeleyebilir.


Sonuç: Veri Çok, Kesinlik Az

HTS ve baz istasyonu kayıtları, ceza yargılamasında önemli araçlardır; ancak gerçeğin kendisi değildir.

Yargıtay’ın da açıkça ortaya koyduğu üzere, bu veriler ihtimal üretir, kesinlik değil.

Ceza hukukunun temel ilkesi unutulmamalıdır:

Şüphe sanık lehine yorumlanır.

Teknik varsayımlar ve olasılıklar üzerinden özgürlüğe müdahale etmek, hukukun değil, kolaycılığın sonucudur.
Adalet ise her zaman daha dikkatli olmayı gerektirir.

Artı Siirt Haber Ajansı

Bakmadan Geçme