- Haberler
- Siirt Haber
- Gazali'den İbn Sina'ya, Oradan Siirt Tillo'ya: Marifetname'nin Kökleri
Gazali'den İbn Sina'ya, Oradan Siirt Tillo'ya: Marifetname'nin Kökleri
Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın 1757'de Siirt'in Tillo ilçesinde kaleme aldığı Marifetname astronomi, anatomi, tasavvuf ve ahlakı tek bir eserde buluşturan Osmanlı'nın en kapsamlı ansiklopedisidir.
Haberin Özeti
- • Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın 1757'de Siirt Tillo'da kaleme aldığı Marifetname, Osmanlı'nın en kapsamlı ansiklopedik eseridir.
- • Eser, astronomi, anatomi, tasavvuf ve ahlak gibi birçok alanı tek bir eserde buluşturan kapsamlı bir yapıya sahiptir.
- • Müellif, eseri oğluna yaratıcıyı bilmek için nefsi ve kâinatı anlamanın önemini vurgulayan bir felsefeyle yazmıştır.
- • 1703'te doğan İbrahim Hakkı, Şeyh İsmail Fakirullah'ın halifesi olmuş ve 1780'de vefat ettiği Tillo'ya gömülmüştür.
- • Marifetname'nin iki ciltlik orijinal el yazmaları, günümüzde Siirt'in Tillo ilçesinde müellifin torunları tarafından muhafaza edilmektedir.
Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın 1757 yılında kaleme aldığı ve Osmanlı entelektüel tarihinin en özgün yapıtlarından biri olarak kabul edilen ansiklopedik bir eserdir. Eserin girişinde telifinin 1170 (1757) yılında tamamlandığı ifade edilmiş; müellif, oğlu Seyyid Ahmed Naîmî için kaleme aldığı eserinin yazılış amacını ve planını da belirtmiştir.
1703 yılında Hasankale'de doğan İbrahim Hakkı, zamanının Arap ve Türk âlimleriyle tanışmış, İstanbul'da saray âlimleriyle görüşerek birçok alanda geniş bilgi sahibi olmuştur. Aynı zamanda Şeyh İsmail Fakirullah Tillovi'ye intisab ederek onun halifesi olmuştur. 1780 yılında vefat eden bu büyük âlim, şeyhinin ayak ucuna gömülmüştür. Bugün Siirt'in Tillo (Aydınlar) ilçesi olarak bilinen bu yer, İbrahim Hakkı'nın hem ruhunu teslim ettiği hem de en büyük eserini bağışladığı toprak olması bakımından derin bir anlam taşımaktadır.
El yazmaları iki cilt olup hâlen Tillo'da torunlarından Sadettin Toprak ve Emirhan Kırtorun tarafından muhafaza edilmektedir.
Eserin Genel Yapısı ve Felsefesi
Dünya ve âhiretin insan için, insanın da yaratıcısını bilmek için halkedildiğini, ancak rabbi bilmenin nefsi bilmeye, nefsi bilmenin de kişinin hem kendi maddî varlığını hem fizik âlemini bilmesine bağlı olduğunu söyleyen müellif, bu sebeple eserinde astronomi, fizyoloji, psikoloji ve hikmetin yanı sıra kalbî ilimlerden ve irfan alanından faydalanarak açıklamalar yaptığını kaydetmiştir.
Bu felsefi zemin, Marifetname'yi sıradan bir ilmihal ya da tasavvuf kitabından ayıran temel özelliktir. İbrahim Hakkı için bilim ve inanç birbirinin rakibi değil, birbirini tamamlayan iki kanadır. Kâinatı anlamak, Allah'ı anlamanın ön adımıdır.
Kitabının bir mukaddime, üç ana bölüm ve bir hâtimeden oluştuğunu belirten İbrahim Hakkı, oğlunun şahsında okuyucularına eserden çıkaracağı sonuçları, alacağı dersleri özet halinde anlatmaktadır.
Marifetname, pek çok kitap okuyan, skolastik bilgiyi iyice özümseyen, çağındaki keşiflere de yabancı kalmayan İbrahim Hakkı'nın eski ile yeniyi kaynaştırmaya çalıştığı değerli bir eserdir.
Mukaddime: Dini Zemin
Dört fasıldan meydana gelen mukaddimenin ilk faslı, dünya ve âhiret âlemlerinin kuruluş ve işleyişiyle ilgili olarak seksen civarında âyetle başlamakta, ardından tefsir ve hadis ehline dayandırılarak kozmografya bilgilerine yer verilmektedir. Mukaddimenin son konularını kıyamet alâmetleri, sûra üflenişten itibaren âhiret halleri ve mekânları teşkil etmektedir.
Bu açılış, eserin bütününe bir teolojik çerçeve çizmektedir. Yazar, bilginin kaynağının ilahi olduğunu vurgulayarak okuyucuyu hem inançsal hem zihinsel bir yolculuğa hazırlamaktadır.
Birinci Bölüm — Fenn-i Evvel: Kâinat ve Madde Âlemi
Üç bab ve yirmi dört fasıldan meydana gelen birinci bölüm, madde âleminin yaratılış ve özelliklerine ayrılmış olup birinci bab İslam filozoflarının vücûb ve imkân yöntemi çerçevesinde Allah'ın varlığının ispatıyla başlamış, beş cevher ve dokuz araz hakkında kısa bilgi verilmiştir. Ardından akıllar, nefisler, felekler ve dört unsurdan söz edilmiş; maddenin başlangıç noktası olan çamurdan bitkiye, oradan hayvana ve nihayet insana doğru gelişen bir tür tekâmül süreci anlatılmıştır.
Allah'ın varlığını ve birliğini anlattıktan sonra yalın ve bileşik cisimleri, madenleri, bitkileri ve nihayet insanı ele alan eser; ardından geometri, astronomi ve takvim konularına geçmektedir. Coğrafyaya ait bölümünde yüzden fazla ilin hangi enlem ve boylamda olduğu gösterilmiştir.
Bu bölümde İbrahim Hakkı, döneminin astronomi bilgisine hakimiyetini açıkça ortaya koymaktadır. "Hiçbir çağda yerin döndüğüne inananlar eksik olmamıştır" demiştir. Bu ifade, 18. yüzyıl Osmanlı ilim dünyasında son derece ileri bir gözlem olarak değerlendirilmektedir.
İbrahim Hakkı, tasavvuf, felsefe, matematik, astronomi, coğrafya ve tıp gibi çeşitli ilim dallarını birleştirdiği bu bölümde kâinatın yaratılışını ele almıştır. Farabi ve İbn Sina'nın sudûr nazariyesinden beslenirken bunu İslami yoktan yaratma inancıyla bağdaştırmaya çalışması, eserin felsefi derinliğinin göstergesidir.
İkinci Bölüm — Fenn-i Sani: İnsan Bedeni ve Ruhu
İkinci bölüm, eserin en özgün ve dikkat çekici kısımlarından birini oluşturur. İlk dört babda fizyolojinin faydaları, insan bedeninin tanıtılması, beden ve ruh münasebeti, organların çalışması, damarlar, nefs-i tabîiyye, nefs-i nebâtiyye, nefs-i hayvâniyye ile zâhirî ve bâtınî duyular hakkında bilgi verilmiş; dördüncü babın son faslında organların şeklinden hareketle kişinin psikolojik yeteneklerini ve ahlâkını tahmin etme tekniği anlatılmıştır.
İnsan vücudunu estetik bakımdan da inceleyen İbrahim Hakkı, araya beyitler sıkıştırmıştır. Vücut yapısı ile huy arasındaki ilişkiye inanmış ve bunu şiirle anlatmıştır. Bu bölümün sonunda ruha, sağlığa ve ölüme ait geniş bilgi yer almaktadır.
Beşinci babda insanın maddî ve psikolojik özellikleriyle dış dünya, zaman ve mekân üzerinde durulmuş; kişinin kendi varlığı, sıfatları ve tasarruflarından esinlenerek Allah'ın varlığı, sıfatları ve tasarrufları hakkında fikir edinmesi konusu ele alınmış; insân-ı kâmilin alâmetleri incelenmiştir. Beden sağlığı, ilaçlar, yiyecek ve içecekler ile giyim şekli hakkında da açıklamalarda bulunulmuştur.
Bu bölüm, İbrahim Hakkı'nın tıp ve anatomi alanındaki birikimini gözler önüne sermektedir. İnsan bedeninin hem bir bilim nesnesi hem de ilahi kudretin tezahürü olarak ele alınması, eserin bütününe sinmiş olan sentezci anlayışın somut yansımasıdır.
Üçüncü Bölüm — Fenn-i Salis: Ahlak, Tasavvuf ve Toplumsal Düzen
Marifetname'nin üçüncü bölümü beş bab ve yirmi yedi fasıldan meydana gelmektedir.
Dini, ilahi ve felsefi içerikli olan bu son bölüme törebilim de denilebilir. Öğretimin yol ve yöntemini, öğrencinin üstadına takınacağı tutumu, ana ve babaya karşı saygı ve sevgiyi, evlenme ve evlenmede aranacak nitelikleri, karı-kocanın birbirleriyle ilişkilerini, çocuklara karşı görevleri, akraba, komşu, dost, halk ve bilginlerle görüşme ve konuşma yollarını ele alır.
Bu bölüm, eserin pratik boyutunu oluşturmaktadır. İbrahim Hakkı burada yalnızca bir ilahiyatçı ya da bilim insanı olarak değil, bir toplum filozofu olarak konuşmaktadır. Aile kurumu, eğitim ilişkisi, toplumsal dayanışma ve ahlaki olgunluk gibi konular; tasavvufi derinlikle gündelik hayatın gerçekçiliğini bir arada barındıran bir üslupla işlenmektedir.
Bilhassa tasavvufî-ahlâkî bölümlerdeki ifade ve üslûp, İbrahim Hakkı'nın samimi dindarlığını ve tasavvufî ilkelere gönülden bağlılığını yansıtmaktadır. Allah'a yükselen aşkı, yaratılmışlara yönelen sevgi ve şefkati daha çok manzumelerinde etkileyici bir atmosfer meydana getirmektedir.
Eserin Kaynakları ve Entelektüel Mirası
Marifetname; tasavvuf, ahlâk, kelâm ve fıkıh gibi ilimlerle aritmetik, geometri, astronomi, fizyoloji ve psikoloji gibi disiplinlere dair dönemindeki bilgi ve kültürü kuşatan ansiklopedik nitelikte bir eserdir. Özellikle ahlâkî konularda Gazzâlî'nin İhyâü ulûmi'd-dîn'inden geniş ölçüde faydalanıldığı anlaşılmaktadır.
İbrahim Hakkı, Farabi ve İbn Sina'nın sudûr nazariyesini benimserken hem İbn Sina'nın Şifa'sından bahsederek ondan alıntılar yapmış, hem de sık sık "filozoflar bu konuda şunları söylerler" diyerek felsefi geleneğe yaslanmıştır.
Yayın Tarihi ve Etkisi
Marifetname ansiklopedi türündedir; 1836 ve 1864'te Mısır'da, 1868, 1889 ve 1914'te İstanbul'da basılmıştır. Ortalama 600 büyük sayfadır.
Doğu ve Batı dillerine çevrilen ve her devirde ilgi gören bu eser; ansiklopedik olması sebebiyle astronomi, matematik ve anatomi bölümlerindeki bilgilerin bugün kısmen eskimiş olduğu, bu alanlarda daha güncel eserlerin yazıldığı bilinen bir gerçektir. Ancak bu durum, eserin manevi, felsefi ve toplumsal bölümlerinin güncelliğini hiçbir şekilde zedelememektedir.
Tillo'dan Yükselen Ses
Marifetname, 18. yüzyılın Osmanlı coğrafyasında, bugünkü Siirt iline bağlı küçük bir ilçede yazılmış olmasına karşın evrensel bir metin olma özelliğini korumaktadır. Eser, Osmanlı tasavvufunun tipik ve canlı bir örneği olmakla birlikte, dünyanın anlamı ve değeri, kalbin mahiyeti ve mârifetullahla ilgisi gibi konulardaki açıklamalarıyla çok daha geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
İbrahim Hakkı, bu eserle yalnızca bir ilim adamının değil, aynı zamanda bütün bir çağın bilgi birikimini sonraki nesillere aktaran bir köprünün mirasını bırakmıştır. Tillo toprakları; onun hem huzur bulduğu, hem düşündüğü, hem de düşüncelerini ölümsüzleştirdiği yerdir.
Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi — Mârifetnâme maddesi (Bekir Topaloğlu); Dergipark — "Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname'sinde Anasır-ı Erbaa" makalesi; Vikipedi Marifetname maddesi; Kitapyurdu yayıncı tanıtım metinleri.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Kimdir?
İbrahim Hakkı Hazretleri, 18. yüzyılın karanlığında hem gökyüzünü hem de gönül dünyasını aydınlatan müstesna bir dehadır. Tillo’da kurduğu "Işık Hadisesi" ile astronomi ve mimariyi birleştirmiş, kaleme aldığı Marifetname ile de döneminin tüm bilimsel birikimini insanlığa sunmuştur. "Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler" teslimiyetiyle Anadolu irfanını özetleyen bu büyük alim, bilimin rehberliği ile inancın derinliğini aynı potada eritmeyi başarmıştır.
Bakmadan Geçme

