Medeniyetin Zirvesinde İlkel Korkular

Medeniyetin sunduğu konforun ardında, modern insanın görünmez tehditler ve bitmeyen güvensizlik duygusuyla çevrili bir hayata sıkıştığını anlatan çarpıcı bir metin.

Belgesel izlerken çoğumuzun içinden aynı cümle geçer:
'İyi ki insan olarak doğmuşum.'

Savanada bir ceylan su içmeye yaklaşır. Bir anlık dalgınlık, ardından pusu… Aslan atılır. Kaçan kurtulur, yakalanan yem olur. Ormanda doğan her canlı, doğduğu andan itibaren ölümle tanışır. Güven diye bir kavram yoktur. Güçlü olan yaşar, zayıf olan yok olur. Hatta kendi sürüsünde bile yerini kaybeden dışlanır ve çoğu zaman sonu bellidir.

Bu görüntüleri televizyondan izleyen insan rahat koltuğuna yaslanır, çayından bir yudum alır ve şükreder:
'Biz medeni bir dünyada yaşıyoruz.'

Gerçekten öyle mi?

Bugün bir anne çocuğunu sokağa gönderirken dua ediyor.
Bir baba okuldan biraz geç kalan evladı için paniğe kapılıyor.
Telefon çaldığında açmadan önce düşünüyoruz: 'Dolandırıcı mı?'

Dostluk bile şüpheyle ölçülür oldu.
Birine IBAN verirken tereddüt ediyoruz.
Sesimizi kaydederler mi?
Fotoğrafımızı kullanırlar mı?
Adımıza suç işlerler mi?

Sokakta yürürken bile huzur yok.
Yorgun mermi korkusu…
Sosyal medya paylaşımı yüzünden başı derde girme ihtimali…
Tanımadığın birinin işlediği suçun sana kalma ihtimali…

Modern insan artık hayvanlar gibi fiziksel olarak avlanmıyor belki ama zihinsel olarak sürekli tetikte yaşıyor.

Eskiden insan vahşi doğada avdı, şimdi sistemin içinde hedef.

Kapını kilitlersin, internetten girerler.
Kimliğini saklarsın, veritabanından çalarlar.
Evden çıkmazsın, telefondan ulaşırlar.

Bir zamanlar 'yabani hayat' dediğimiz şey doğadaydı.
Bugün cebimizde taşıdığımız cihazın içinde.

En acısı ise güvensizliğin sadece yabancılara değil, yakınlara da yayılması.
Çocuğunu emanet edeceğin insanı sorguluyorsun.
Arkadaşının niyetini tartıyorsun.
Karşındaki konuşurken bile aklından şu geçiyor:
'Acaba beni mi kullanıyor?'

İnsan sabit bir sandalyede saatlerce oturuyor ama zihni savaşta.
Eskiden hayatta kalmak için koşardık, şimdi güvende kalmak için şüphe ediyoruz.

Sonuçta değişen şey sadece ortam oldu.
Orman betonla kaplandı, pençeler algoritmaya dönüştü, pusular dijitalleşti.

Ve ironik olan şu:
Vahşi doğada hayvan tehlikeyi görür.
Medeniyette insan tehlikeyi hisseder ama nereden geleceğini bilmez.

Belki de insanlık tarihinin en büyük paradoksu burada:
Medeniyet konfor getirdi, fakat huzur getirmedi.

Bugün aslandan kaçmıyoruz.
Ama korkularımız hiç olmadığı kadar bizi kovalıyor.

Artı Siirt Haber Ajansı

Bakmadan Geçme