Bayram Değil, Seyran Değil… Maksat Şirin Görünmek mi?

'Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?' der bir Siirt ata sözü. Bazı konular vardır ki tam da bu sözü hatırlatır insana. Ortada ne güncel bir ihtiyaç vardır ne de yeni bir gelişme… Ama birileri çıkar, yıllar önce kapanmış defterleri hoyratça açar. İnsanın da sorması gelir: Hayırdır? Bu konunun çıkış tarihi neydi, bitiş tarihi neydi?

Hani merhum Bülent Ecevit'in o meşhur sözü vardır ya:
'Bir yerlerden düğmeye bastılar…'
İşte tam olarak öyle. Düğmeye basılıyor ve aynı ezberler yeniden dolaşıma sokuluyor.

Son günlerde yine 'Türkçe ezan' meselesi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuyor. Öyle bir anlatılıyor ki sanki tarihte eşi benzeri görülmemiş bir zulüm yaşanmış, sanki bu uygulama Cumhuriyet'in dine açtığı onulmaz bir savaşmış gibi… Ve tabii fırsat bu fırsat, Cumhuriyet'e vurdukça vuruluyor.

Oysa biraz tarih bilgisi, biraz dürüstlük yeterli.
İlk Türkçe ezan 1885 yılında, II. Abdülhamit döneminde okunmuştur.
1932'de din dilinin Türkçeleştirilmesi yönünde bir uygulamaya geçilmiştir.
1950'de ise yeniden Arapça ezana dönülmüştür.

Yani ne bu konu Cumhuriyet'le başlamıştır ne de Cumhuriyet'le bitmiştir. Hatta bakılırsa, bu uygulamayı kaldıran da yine Cumhuriyet'in kendisidir. Buna rağmen hl bu mesele üzerinden ideolojik bir hesaplaşma yürütülüyorsa, burada tarih değil niyet sorgulanmalıdır.

Bu durum bana şu benzetmeyi hatırlatıyor:
İdeolojik bir türkü söyleyen şarkıcıya tek laf etmeyip, bağlamayı kırmak…
Bağlamanın ne suçu var? Ne çalarsan, onun sesini verir. Sorun enstrümanda değil, çalanın niyetindedir.

Üstelik bu tartışmaları körükleyenlerin önemli bir kısmı 'kitap yüklü cahillerden' başkası değil. Okumuş gibi görünen ama okuduğunu anlamamış, bilgiyle hikmeti ayıramamış tipler. Sormak gerekiyor:
Sen ne istiyorsun Abdülhamit'ten?
Sen ne istiyorsun Cumhuriyet'ten?

Cumhuriyet olmasaydı, belki de bugün konuşanların çoğu konuşacak imknı bile bulamayacaktı. Feodalitenin, cehaletin, kader diye dayatılan bir hayatın içinde kaybolup gideceklerdi. Cumhuriyet'in sağladığı fırsat eşitliğiyle okullarda okuyup, sonra dönüp Cumhuriyet'e küfretmek, en hafif tabirle nankörlüktür.

Bu yüzden, kime hizmet ettiği belirsiz bu tiplerin gürültüsüne fazla kulak asmamak gerekir. Tarihi sloganlarla değil, akılla ve vicdanla okumak gerekir. Aksi hlde bağlamalar kırılır, türküler susar; geriye sadece hoyrat bir gürültü kalır.

Artı Siirt Haber Ajansı

Bakmadan Geçme