ABD, Suriye'de YPG ile ortaklığını resmen bitirdi
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, YPG'nin DEAŞ'la mücadelede 'birincil ortak' olma niteliğini yitirdiğini açıkladı. Barrack, artık Suriye'de tanınmış bir merkezi hükümet bulunduğunu belirterek YPG/SDG'ye Şam'a entegre olma çağrısı yaptı.
ABD'nin Suriye politikasında kritik bir dönemece girildi. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, yaptığı kapsamlı açıklamada, YPG'nin DEAŞ'la mücadeledeki rolünün büyük ölçüde sona erdiğini ve Washington'un sahadaki önceliklerinin değiştiğini duyurdu. Barrack, 'YPG artık birinci ortağımız değil. En doğru yol, Şam'a entegre olmalarıdır' dedi.
'Suriye'de artık bir devlet var'
Barrack, geçmişte ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki askeri varlığının temel gerekçesinin DEAŞ'la mücadele olduğunu hatırlattı. Kürtlerin öncülük ettiği SDG'nin, 2019'a kadar DEAŞ'ın sözde bölgesel halifeliğinin yenilgiye uğratılmasında en etkili kara gücü olduğunu vurgulayan Barrack, şartların artık tamamen değiştiğini söyledi.
'Bu ortaklık, işleyen bir merkezi Suriye devletinin olmadığı bir dönemde kuruldu. Esad rejimi zayıftı, meşruiyeti tartışmalıydı ve İran ile Rusya'yla olan ittifakı nedeniyle DEAŞ'a karşı uygulanabilir bir ortak değildi. Bugün ise durum temelden değişmiştir' ifadelerini kullandı.
'SDG'nin anti-DEAŞ misyonu sona erdi'
Barrack'ın açıklamasına göre, Suriye artık IŞİD'i Yenmek İçin Küresel Koalisyon'un bir üyesi konumunda ve Batı'yla iş birliği sinyalleri veren tanınmış bir merkezi hükümete sahip. Şam yönetiminin, IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishane ve kamplar dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını devralmaya hazır olduğu belirtiliyor.
Bu gelişmenin, ABD–SDG ortaklığının mantığını ortadan kaldırdığını söyleyen Barrack, 'SDG'nin sahadaki birincil anti-IŞİD gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir' dedi.
Entegrasyon anlaşması vurgusu
ABD'nin, SDG'nin ayrı bir rolünü sürdürmek yerine geçiş sürecini kolaylaştırdığını belirten Barrack, 18 Ocak'ta Suriye Hükümeti ile SDG arasında imzalanan entegrasyon anlaşmasına dikkat çekti. Anlaşma kapsamında;
- SDG savaşçılarının bireysel katılım esasına göre ulusal orduya entegre edilmesi,
- Petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları gibi stratejik altyapıların devri,
- DEAŞ tutuklularının bulunduğu hapishane ve kampların kontrolünün Şam'a bırakılması
öngörülüyor.
'ABD'nin uzun süreli askeri varlıkta çıkarı yok'
Barrack, ABD'nin Suriye'de kalıcı bir askeri varlık hedeflemediğini net bir dille ifade etti. Washington'un önceliğinin ayrılıkçılığı ya da federalizmi desteklemek değil; DEAŞ kalıntılarının temizlenmesi, uzlaşının teşvik edilmesi ve Suriye'nin ulusal birliğinin güçlendirilmesi olduğunu söyledi.
Kürtler için 'tarihi fırsat' mesajı
Barrack'a göre entegrasyon süreci, Suriye'deki Kürtler için önemli kazanımların önünü açabilir. Bunlar arasında tam vatandaşlık hakları, Kürt dili ve kültürüne anayasal güvenceler, siyasi katılım ve geçmişte yaşanan vatansızlık sorunlarının giderilmesi yer alıyor. Barrack, bu imkanların iç savaş koşullarında oluşan yarı özerk yapıdan daha ileri haklar sunabileceğini savundu.
'Alternatif istikrarsızlık ve DEAŞ riski'
ABD'li temsilci, uzun süreli ayrışmanın istikrarsızlığa ve DEAŞ'ın yeniden güç kazanmasına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu. ABD diplomasisinin, SDG ile Şam arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmaya ve geçişin barışçıl şekilde tamamlanmasına odaklandığını belirtti.
Bu açıklamalar, ABD'nin Suriye'de YPG/SDG merkezli güvenlik politikasını resmen geride bıraktığını ve yeni dönemde Şam'ı muhatap alan bir çerçeveye geçtiğini ortaya koydu.