1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ!

Yarın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'dür Sözde İŞÇİ BAYRAMI olarak kutlanan gün, maalesef, istenildiği gibi kutlanamayacak.Koronavirüs pandemisi yüzünden işçiler geçmiş yıllarda olduğu gibi meydanlara dökülemeyecekler.

Yarın

1 Mayıs Emek ve Dayanışma

Günü'dür

Sözde

İŞÇİ BAYRAMI

olarak kutlanan gün, maalesef, istenildiği gibi kutlanamayacak. Koronavirüs pandemisi yüzünden işçiler geçmiş yıllarda olduğu gibi meydanlara dökülemeyecekler. İşçi kıyımlarının zaten had safhada olduğu ülkemizde, koronavirüs pandemisi nedeniyle işten atılanların sayılarında adeta patlama var.

Oysa pandemi olmasaydı, bu 1 Mayıs'ta işçiler meydanları dolduracak, özellikle İstanbul'da TAKSİM MEYDANINA çıkmak için büyük direnişler sergileyeceklerdi. Türkiye'de işçi sınıfı son yıllarda büyük hak kayıplarına uğradı. Taşeronlaştırma adı altında adeta köleleştirilmek istenmektedirler. İşçilerin müktesep hakları olan

KIDEM TAZMİNATINA

bile el uzatılmak isteniyor.  Yılların mücadelesi sonucu elde ettikleri kazanımlar, insanca çalışmak ve yaşamak hakları ellerinden alınmak, taşeronlaştırılarak güvencesiz, kuralsız çalışmak, ucuz işgücü olmak, iş kazalarında can vermek gibi zorluklarla karşı karşıya bırakılmak işçilerin kaderleri olmamalıydı.

Oysa işçilerin

'Ekmek, Barış, Özgürlük'

dışında bir talepleri yok. İşçiler, ekmeğin hakça bölüşülmesini, modern köle konumuna sokulmamalarını, eşit işe eşit ücret uygulanmasını istiyorlar.  Özgürlüğün siyasal ve ekonomik demokrasiyle sağlanmasını, sosyal barışın ancak böyle geleceğini haykırıyorlar. Eşitliğin, barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün egemen kılınmasını talep ediyorlar. Uzun yıllar süren mücadeleler sonunda elde ettikleri hakların ellerinden alınmasına karşı birlik ve beraberlik içinde seslerini yükseltiyorlar. Sendikalı, toplu sözleşmeli, sosyal adalet, eşitlik, kardeşlik, barış ve özgürlük içinde bir yaşam sürdürmek istiyorlar. Hukukun üstünlüğü ilkesinin işletilmesini, her türlü görüşün, düşüncenin görsel ve yazılı bir şekilde dile getirilmesini ve dağıtılması için gerekli ortam sağlanmasını talep ediyorlar.

Basının özgür olmasını, basın emekçilerinin düşüncelerinden dolayı tutuklanmamaları gerektiğini haykırıyorlar. İnsan onuruna yaraşır iş koşullarında çalışmayı, kadınların toplumsal yaşamda yer almalarını, toplumsal yaşama güçlü bir şekilde katılımlarını istiyorlar. Ücretli çalışanlar üzerindeki ağır vergi yükünün düşürülmesini, vergi adaletsizliğinin giderilmesini, kıdem tazminatlarının iç edilmemesini, taşeron işçilere kadro verilmesini

, toplu iş sözleşmesi yapma hakkının ve grev hakkını kullanmanın önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorlar.

Peki, öpülesi kirli elleri medeniyetin aynası olan işçilerin bu taleplerine karşı yetkililerin ve etkililerin verdikleri karşılık nedir. Onu, ironik bir tarzla ve Ziya Paşa'nın bir beyitiyle yanıtlayalım:

SAKIN HAKKIM VAR DEME,

HAK YOK, VAZİFE VARDIR.

Evet ve maalesef, ilgililerin ve yetkililerin işçi haklarına bakış açıları budur.

Bütün işçi kardeşlerimizin EMEK VE DAYANIŞMA GÜNLERİNİ içtenlikle kutluyor, sarı sendikaların değil, gerçek işçi sendikalarının önderliğinde ekonomik, sosyal ve kültürel tüm haklarını elde ettikleri HÜR BİR ORTAMIN YARATILMASI DİLEKLERİMİZLE HER ZAMAN İÇİN YANLARINDA OLDUĞUMUZU VE OLMAYA DEVAM EDECEĞİMİZİ  VURGULUYORUZ.

Bakmadan Geçme